Sen bir kır çiçegisin Torosların eteklerinde,
Sen bir kardelensin Palandöken'in zirvesinde,
Sen bir yediverensin İstanbul'un yedi tepesinde,
Ve..Sen bir mor menekşesin yüreğimin en ucra köşesinde...
..
Dur bre şimdi değil gitmek için çok erken
Ki mor ilahilerin kandilini yakmadım
Ayaklarım sırtımda öyle sana koşarken
Öyle bir eğildim ki daha doğrulamadım
Mütebessim şarkılar kıvranırken dilimde
Notasız bir besteyim her söze uyamadım
..
Tıpkı bahar gibi,
Buluşuyor toprak,su,güneş.
İki kuru dal üzerinde,
Açan Mor Manolya gibi.
Sadece kuru dal değil.
Bakmayı bilirsen.
..
ölümünün ardından sessizleşti Mor Peçete meyhanesi
o grup da öylesine çekip gitti
işler kötüleşti
bir ben gelir oldum meyhaneye her gece
bir de gül satan Edremit li Hatice
bir gün tam hüzün kaplıyacakken Mor Peçete meyhanesini
..
İçim parçalanıyor seni böyle görünce
Gülmüyor yüzün, çiğ düşmüş gözlerine
Mor renkleri andırıyor yanaklarındaki keder
Dayanılmaz, ağlayacağım gül renginde.
..
Gün eriyor saadete, yarına yol alıyor umutla
Kehanete ne gerek, mevsimlere bir bak hele
Yol almaz mı sandın duyguyu, hazzı ugurunda
Kızıllık mor geceye gebe, pembe tende doğmaya.
..
Gün döndü kızıla, mor gece doğuyor bahtına
Bu kalp senin için atıyor gel otur tahtına
Zümrüten saraylar arzularına amade
Bak gün geçiyor, her bir şey beyhude.
..
Şubat sonu, ay dolunayken..........................Mart gelecek ya,,,,,,,,,,,,,, Çuhalanacak ya gönlüm.................................Sarı mor beyaz kırmızı pembe kavuniçi örcem ya seni martı martı martdan içime...................................................velhasıl kelam................ yer.............. Doğuş Çiçeklik............. Gün pazar....................................... bi aç mışsın ki denemek için beni şubat da............. Her rengin var..........................Cahili cuhalası seçer çiçeklisini....................... Tomurcuklarını buldum ayırdım.............................Altı rengden üç takım.....................kucağımda................ Patron selamladı............ OOOO Hocam............. harmanına rastgeldin........................... Dedim.............. Yok yav............... hissettim de geldim........................Her rengin........... üç sıra........... kutuda........... elimde............ bağrımda..................... Rastgeldi Hatçe Kız..................Hoşgeldin hocam dedi hoşbeş, nerde dedi ablam...............................Aşkolsun............ bunlar ne deyince............ bulutlandı gözleri...............sıçradı boynuma.............. alnıma......................Martlar................. Çuha.m.................. Şimdi aydınlıkda..........................................Öyle güzeller................... öyle güzeller ki........................ Sorma..............................
..
Gögün mavisi hüzünlü, gri bulutlar örtmüş yüzünü
Kızıl akşamlar düşleyip süslenmeyin ey sevgililer.
Beklemeyin mor geceyi, venüsü, pembe şafakları
Ağıtlarınıza dokunmadan geçen gün mutlu sayılmaz.
..
Dağlar dağlar mor dağlar,
Bağrı ataş kor dağlar,
Çekilen acıları,
Bir de bahan sor dağlar.
..
(mor bir yıldırım düştü 2)
Kara önlükler giydirme bedenime,
ırmak renginde olsun elbisem,
Rengini ben seçeyim,
olsun isterse en kötüsünden,
söz benim,
..
Mor gecelerin lütfu o bakışların
Yad ediyor koyumavi karanlıklar adını
Sana en çok ta venüs aşkı için yaratılmış evren aşık
Kırıyor billur tasından ışığını şu aleme tadını.
..
İlkbahârın şânı olmuş erguvânın sevgisi
Mesteder hoş rengi mor sümbülle pür-nûr nergisi
Erguvânım aşk u sevdân mührüdür İstanbul’un
Âşığın bende’n olandır kalblerin en hâlisi
..
Kızıllık yarıyor, gri bulutlar pembe renginde
Hazza eriyor akşamlar, başlarken mor geceye
Venüs daha doğmadan ay almış yerini
Parlıyor gümüş renginde, aşkına yaratılan evrende.
..
Gidiyorsun ya sevgili, hadi git.. ben seni ta..içimden uğurluyorum
Ama sanma yalnız gidiyorum, bil ki beni de alıp götürüyorsun ruhunla
Seninle kızıl aksamları iple çekerdik ya, mor gecelere el ele girmeye koşarken
Hiç bitmesin istediğimiz venüslü gecelerin, ağaran rengiydi pembe şafaklar.
..
Aşk mı beni tutsak alandı, ben mi aşka tutsak olandım bilemedim...
Yoruldu Mısır firavunları, taş kesildi Çin ordusu, yıkıldı Babil Kulesi, yandı İskenderiye Kütüphanesi, battı Atlantis, bir tek AŞK başardı yaşamayı. AŞK'ı yüreğinde taşıyabilene ne mutlu ki dünya yıkılsa da onu sımsıkı tutuyor avuçlarında, gözlerinde, gülüşünde, yüreğinde, sözcüklerinde.
Tutsak bir sevgi değildir aşk ve özgürlüğü yoktur, sen özgür olmak istedikçe uzayacaktır yolları sevmelerin ve kabuk değiştirecektir. Fakat aşk kendi içinde bitmeyecek ve sonsuz olacaktır... Sen olmayacaksın belki o aşkın içinde o kadar fakat AŞK her daim var olacaktır mor sardunyaların kokusunda ve sevginin gülüşünde...
..
Bak sevgili, mor gece bekliyor açmışta nevresimini
Yüz milyonlarca yıldızlı konaklama amade aşkımıza
O ince belini heyecanla sarmaya hasret şu kollarım
Pembe safağı, ıslak nefesimizin tenimizdeki çiğlerine.
..
Adını yazmak için kaç ağacın canını yaktım.
Kaç papatyanın canına kıyıp yaprağını kopardım.
Sana vermek için kaç mor salkımın dalını kırdım
Şimdi aklıma geldi de,hepsinden utandım..
..
Bana geceler bıraktın şimdi, uzun mu uzun
Sildin mor renkleri, koyumaviyi, pembeyi
Bana kalan gam, keder, çile dertle doluyum
Ansızın geliversen de silinse ah..bu sıkıntım.
..
Dün g e c e sevgilimle seviştik
Dudak dudağa ten tene yapıştık
Arzularımız v o l k a n gibi hardı
Herşey o kısacık bir an i ç i n d i.
S o h b e t e daldık göz göze
Arzuların m o l a verdiği anda
..