Bütün şiirlerimi safça yazmıştım ben,
Yürekçe,
Közce,
Bilinmezi bilirce,
Bilineni bilmezce,
Bilgece ama
Hayat bir sahne, bazen oyun,
bazen bilmece,
bazen dümdüz olabildiğince.
Oyunlar alkış bekler, oyuncularda,
başarı için bazen de o sahnenin tozunu yutmaktır hayat,
alkışlanacağını kestiremesende.
Eylül gidiyor,
Şaka maka derken gidiyor demek.
Daha baharda kaçırdıklarımızı çağıracaktık.
Muhabbetin dibine vuracak,
Kahveyle, çayla demlenecek,
Arada gözgöze gelip hülyalara dalacaktık.
Sakin bir sonbahar istiyorum,
Biraz sessiz sessiz yaprak döküp gideceğim.
Öyle arkamdan gelmenize gerek yok,
Yapraklarımı direk içime dökeceğim.
Sakin bir sonbahar olsun bu,
Bir ölüm gibi sessizdi adına yazılmış şiirler,
İçimde hem varolmuş,
Hem yokolmuştu deminde zamanın.
Tutsaktı sevmek,
Esaret hiç bu kadar mavi olmamıştı.
O ne güzel bayramdı, gülüşünde saklı olan.
Canım diyişinle saklandığı yerden çıkan.
At binenin kılıç kuşananın
Yol gidenin
Aşk cesurların
Sorma bana mevzu derin
"Hayat mayat meselesi" der
Başka da birşey demem.
Söğüt eğilmiş suya,
Kendinden bile habersiz,istemsizce.
Eğmiş dallarını aşkından.
Söylemediğini düşünür derdini kimseye,
Aşkını sakladığını düşünür herkesten ama
Öyle belli ki,
İki kaşının ortasında bir telaş
Var ,
Uzakça bir meltemin araladığı
Göğsüne çarpan esintideyim.
Tenin duyar arzularımın sesini.
Lilya koydum adını,
Anlamsız değil korkma.
Sana Lilya diyeceğim
Bundan sonra.
Çınlatacağım kulağını,
Ziller çaldıracağım bildiğin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!