Dünyalar kadar seviyorum
diyemedim ya çocuk gibi
kollarımı açıp.
sevgilim diyemedim
şimdi söylüyorum.
daha da geç olmadan
Doktor yemeklerden önce mi sonra mı bilmiyorum ama
Güne başlamadan ve gece yatmadan önce
Gülümse ve umutlu konuş dedi
Ağzından çıkanı kulağın duymasın sadece
Koca kainat duysun dedi.
Sev sevil,
Doktor sorsa ne diyeceğim,
Neyin var dese?
İçimde bıldırcın yağmuru var
Denir mi hiç?
Gülmezler mi insana,
Kahkahayı koparmaz mı adam bana?
Şiire dokunmuyorum
O bana dokunmadıkça,
Bir şiir olmak istersin,
"Kalemin yazsın" dersin...
Ben şiire dokunmuyorum
O sana dokunuyor,
Herşeyin dönmeyeni makbulken,
Sevgilinin döneni makbuldür,
O sevgilinin sevgisinden vazgeçemediğini gösteren apaçık bir delildir,
Gitmelere teşebbüsler dahilinde dönüş daha da kıymetlidir...
Hatta kaçmaya çalışıp dönen o yemede yanında yat,
Olmuyorsa, o bi yere gidemiyor körkütük bağlanmış demektir,
Bir görsem gül cemalini,
Ne şiirler yazacaktım?
Bir bilsen.
Döndün bana yüzünü,
Bakmaz oldun.
Duvar diyip geçmişiz
Duvarda da var bir keramet
Kimine zindan olur
Kimine yaslanacak yer
Kimine set olur
Kimine güvenlik bariyeri
Bir günde dört mevsim yaşıyorum sayende sevgilim,
Ne güneşe, ne bahara, ne yağmura, ne kara ihtiyacım kalmıyor.
Hiçbirine yok ihtiyacım seninleyken.
Sahi şimdi biraz yağmur olsan hani diyorum,
Öyle sağnak sağnak yağsan.
Öyle nemli, öyle ıslak.
Eylül dostum!
Yapraklarınla sarılıyorsun göğsüme,
Yağmurlarınla eşlik ediyorsun ağıdıma,
Rüzgarlarınla konuşuyorsun benimle.
Yalnızlığım sana emanet.
Eylül dostum!
Dostun gözündeki gülücüğe,
Kucağında saçlarımı okşamasına,
Anlat demesine,
Neyin var demesine kurban olurum...
Bir eskilerden, bir yenilerden konuşmaya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!