Meydan-ı Arş
Ali şahım On İki İmam rehberim,
Bektaşi Velî’yle doldu defterim.
Aşkın nârı ile yandı cevherim,
Darı çeçi üstü, Hünkâr’ı gördüm.
Çerağcı oldum da nûru parlattım,
Karanlık mülküne kibrit fırlattım.
Aslanla ceylanı dârda ağlattım,
Sırr-ı hakikatte, korlarda yandım.
Zakir oldum mızrap değdi bağrıma,
Zülfikâr ağzında erdim farkıma.
Hasan’la Hüseyin düştü arkama,
Düldül’ün izinde, yola varandım.
Mürşid oldum muhabbeti ekşittim,
Zeynel’in derdiyle canı pişirttim.
Bâkır’ın ilmiyle aklı şaşırttım,
Ehl-i Beyt yolunda, nâra boyandım.
Gözcü oldum muhip yolun gözledim,
Cafer’den Kâzım’a mühür sözledim.
Rıza’nın nûruyla doldu gözlerim,
Hakikat şehrinde, seyre dadandım.
Rehber oldum talib kolu çatıldım,
Takî ve Nakî’yle nura katıldım.
Askerî aşkıyla dâra atıldım,
Mehdî-i Zaman’la, sırra belendim.
Ferraş oldum nefis pasın kazıdım,
Edepten gayrısın çöle yazıdım.
Hünkâr’ın deminde her an razıydım,
Noksanım fark edip, nura bezendim.
Peyik oldum candan cana ulaştım,
𝓚𝓪𝓵𝓮𝒎𝓼𝓲𝔃 𝓢̧𝓪𝓲𝓻'𝓲𝓶 bendimden taştım.
Ali evladına yandım, tutuştum,
Teslim-i rıza’yla, Hakk’a gömüldüm.
Kayıt Tarihi : 9.1.2026 23:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!