MEVSIM MENEKSE
Menekseler hiçbir yerden gelmedi. Hayir satin da almadim. Ben gittim ayaklarina kadar. Bu aksam eve dönerken sarnicin yanindaki patikayi seçtim. Iki bin yillik tas duvarlara inat bahardan bir sarki söylüyorlardi. Morlarin en güzelinden, yesilin tazesinden ezgilerle. Bahar menekse oldu, bir tutam mor oldu bu aksam. Elimde olsa badem çiçekleri, erik dallari da toplardim yanina. Içim disim bahar, içim disim sen olurdun. Dal, çiçek, mor, pembe, dizginsiz günahim olurdun... Kendini yorma, birak... Her sey kendince konussun. Kendiliginden namluya sürülmemis, yankisinda yüregini ve gözlerini bulamayacagim bir sey söyleme bana. Suskunlugun içinden bahar geçiyor simdi. Söyleyemeyecegimiz güzellikte, içimizi isitan bir cemre geçiyor. Sus... En issizinda yalnizligin, bütün gözlerin uzaklarinda menekseler açar. Bahara çeyrek kala, kisi bes geçe... Köse basindan yüzüme vuran rüzgar, bosuna saklama. Sarniç duvarlarinin kuytularinda uyumussun, besbelli. Menekseler sarilmis tenine. Gözlerinin morundan, deli divane menekse kokusundan belli... Her geçen gün, sabaha siginan gece hüznü aglatir içimde. Gidilmez yollara düserim, yada dönülmezin kollarina. Kalin tas duvarlarin yikintilarindan geriye kalan susuz bir sarnicim. Iki bin yildir susuz. Mevsimlerim habersiz geçerdi, menekselerim ve sen olmasan... Bana gelirken suskunlugunu getir istersen, suskunlugun ve yanaginda bir gülücük getir. Içindeki çocugun elinden tut getir... Zihnimde alici kuslar gibi türküler döner. Agitlar firtinasindan arta kalan türküler. 'Kimse benim kadar aglamadi' diyorsun. Aglamistir kara gözlüm, bilemezsin. Sevinçler günesin altinda, acilar zifiri karanliginda yasanir gecenin. Göremezsin... Birisi yanaklarindan gamze gamze sokaklara haykirirken, digeri derinlerde saklanir. Yüreginin kirk kat derininde... Dokunamazsin... Bütün gemilerimiz yanmadan ellerini uzat bana. Korkma, aklini çelecek degilim. Yüzüme bak. Senin için, dar zamanlar için birkaç gülücügüm daha var. Güldürecegi garantili birkaç esprim de. Bu limanda demirliyken batmak istemiyorum. Bir sabah, günes mavilikleri cam gibi aydinlattiginda çikalim yola. Rüzgar denizi köpük köpük dalgalandirdiginda gidelim. Sadece ellerini uzat bana, yanaklarinda eski gülücüklerin izlerini ara... Çok yorgunum, nedenlerimin hepsini tükettim. Sarnicin bir yani bahar, öte yani yikilmis bir tas duvar. Menekseler az sonra baygin kokulariyla bir sarkiya baslarlar. Çok yorgunum, uzat elini... Simdi al, götür beni. Kalirsam, sarniç, surlar, aksam ve menekseler siginagim olur. Beni bu limandan çikaramazsin. Simdi deli bir bahara gitmek zamanidir. Simdi iste, tam simdi gitmek zamanidir. Mevsim menekseye döndügünde gidelim...
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta