Merhuma Müsvedde 2 Şiiri - Seyfi Karaca

Seyfi Karaca
5314

ŞİİR


14

TAKİPÇİ

Merhuma Müsvedde 2

Uykusundan henüz uyanması yok
Akşamcı ne düdüğü belirsiz düşlerin derin dondurucularında sızıp kalmış galiba
O diziden bu diziye zikzaklar çizerek
Evin erkeği kim
Kadını kim
Çoluk çocuğu hangi odanın kayışları kopuk kilitleri altında kendi kendini cehennem etmiş zindan
Herkes kendi kendinin hovarda kaçışlarına iz düşürüp ayak bastığı kıvrımları birbirinden habersizliğe kelepçeleşirken
Hipodrom arenalarından yaralı yorgun ve ölü dönen trübün çığlıklarına sabıkası karışmış saklı gizli sicilin
Boşluğunu boca ettiği balkonda iri damlalı yağmur ve bulanık gökyüzü gezip dolaşıyor bugün
Gri perdelerde yüzü sirke satan suskunluk
Ve sokaklara öbeklenmiş çamur rengindeki sulara üşüşen sağanak
Aklı başka yerlerde tozup gezen arzuların nikah şekeri ve yalancı şahidi gibi arada bir bulutların üstüne çıkarak
Sessizliğin kapladığı multi mix ve trilyon lüks villalarda nermin mi
Hayri nisa mı
Ayfer mi
Şükran mı
Şeyma mı
Işıl mı
Nurten mi
Nurgül mü
Dilek mi
İpek mi
Pınar mı
Şenay mı
Şerife mi
Havva mı
Sacide mi
Gülseren mi
Rümeysa mı
Sümeyra mı
Ecem aysu mu
Zuhal mi
Tuğba mı hangisi daha ötesi yahut kim..
Geceden kalma bozgun bulanıklıklar içinde terketmiş unutmuş gibi sanki kendini odaki buza kesen villadan tık yok
Çıt yok
Ses seda yok
Kainatın dengesi düzeninde yaşayan İnsana ve hayata dair ne bir ışık
Ne bir işararet
Ne bir huzur
Ne bir çalar saat
Ne kapısından huzur geçen çağrı veya çığlık
Sadece bedeni tutanaktan topuğa kadar kin nefret kibir yarış hırs öfke ve bencillik hücreli kapsüller içinde çığarmış
Herkese ve her şeye üstenci bakışlarla siyah nokta çarmıhlayan mesafeliliğin gösterişli mumyası olmaya
Mekan zaman kavramını dizgin altına alan kamçı kırbaçlarıyla kendilerini köpürtüp kışkırtarak
Cilası çehresinden balkonlara ve caddelere akan mozaiklenmiş porselen modelinden kış kompozisyonudur belli ki
Denize düşünce
Ve direkler kırılıp can simidi etrafta boğuşan ve boğulan hiç kimseye hayırsızca kelepçe vurunca
Dalgalarıyla boğulur fırtına malum
Balkonların üstünde bulut buhar insan zibili ve şehir molozu tozduman
Kütle çekimi özenti yumaklarıyla örülü kendi yerine yabancı düşlerden ayar yapıp cinsiyet ve cibililet bozan
Kabus ve karabasan uykudan uyanması yok bugün
Hırçın devriyesinde
Sarmaşılıklı korulukta
Villa görünümlülüğünü kuşatıp çevreleyen süslü şekilli duvarlarda
Ve büyük ağaçlarla badanası yapılmış göz kamaştıran bahçelerde
Ortalığı kasıp kavuran yağmurdan başka bulutların kalın perdelerini silkeleyip sallayan
kimsecikler yok bugün
Müşterisi olduğu dizilerin hanımağalığına kıytırıktan rol bile kesemediğinden olsa gerek
Müsveddeden merhume,
Kendi cenazesini siyah parıltıların granit döşemelerine düşen yağmurlara yükleyip kaldırıyor
Selamsız sessiz sicili kapıya konan künyede
Ayaz uğultusu ve insanlıktan bi haber

Ocak/26

Seyfi Karaca
Kayıt Tarihi : 11.1.2026 15:36:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!