Mutlulukların üstü kaldı kalbimde
Yoksulluğumdan olsa gerek
Kalbim rahatsız bedenimden
Bir ağırlık göz kapaklarımda
Gözlerimde eski bir akis kalmış gözlerinden
Karanlık gözlerime çöküyor son zamanlarda
Noktadan nefret eden cümleler kurmuşuz
Susulması gereken sözlerden geçen
Sevmelerden bugün.
Başkasının ağzından yazılmış bir şiir yazıyorum
Alevler içerisinde yüzen kağıttan anılara binip
İnsan insana benzemez.
Balık balığa benzemez.
Bir fırtına atlatmış hiçbir gemi eskisi gibi kalmaz. Ya daha güçlüdür artık, ya daha güçsüz.
Ama evet, gemi gemiye de benzemez aynı zamanda.
Ölmeden önce yapılması gereken 100 şey yoktur.
Beyaz evden bahsederdin
Hatırlardım
Gülüşlerin çınlardı tefoda
Yansımamıza aşık pencerelerden
Beyazına ojemin karıştığı kapılara
Bir anının yelkenlerine dolup
Kahverengi göz dağlarına ayak basıyorum
Şans bu ki demir ışık örmüş bu gece
Tüm gülümsemeler bembeyaz.
Ve görünmeyen bir elin duyulmayan nefesinden
Söylenenler siz şöyle durun
Sözüm söylenmeyenlere
Ve dahi günlere ertelenen
Bir manzaraya hafif yeşil
Pencerelerinden vuran eve
dalga beyaz
Geçmişine engelli aynaların
Başka gökyüzünde atılmayan kahkahaları
El sıkışmayan kapılardan
Kalbi karanlık, yüzü pak sevdalara
Ve durum eklerinde durmayan duraklara
Donmuş duygulardan durulamayanlar
Gözlerine yakın bir eve taşındım
Siyaha uzak gözlerine yakın
Güneşe sığınmaktan korkan
Ve dahi karanlığı benimseyen her ev gibi
Beyaz Ev’den siyaha
Bir ömürden ölümsüzlüğe geçenlerden
Kapılarımı alın götürün
Sevmek istiyorum
Deniz aşırı mutluluğa kanatları açılmamış
El işinden bir kalbi yaşıyorum
Griye bulanmış bir maviliğe adım adım
Söylenenler siz şöyle durun
Sözüm söylenmeyenlere
Ve dahi günlere ertelenen
Bir manzaraya hafif yeşil
Pencerelerinden dalga vuran beyaz eve
Her vurduğunda biraz daha




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!