Satırlarıma başlamadan önce herkese selam,
Büyüklerimin ellerinden,
küçüklerimin gözlerinden öperim.
diye başlardı eskiden mektuplar.
Sonra isim isim
hâl hatır sorulur,
edilirdi kelam.
Birkaç küçük satırdan ibaret değildi;
her noktasında hasret tüterdi,
her kelimesi candan.
Koku bile sürülürdü
kalemin mürekkebine zarar vermeden.
Hatta katlarken arasına
bir papatya,
bir gül yaprağı konulurdu
çiçek dolu vazodan.
Dilimiz ile ıslatırdık
zarfın yapışkan kısmını.
Sol üst gönderici,
sağ alt alıcı…
Üzerinde Atatürk olan,
kocaman bir zarf damgalı.
Sonra büyük bir özenle
atardık o küçük delikten;
sanki posta kutusuna
değerli bir ikram.
Günlerce cevap beklerdik
dört gözle.
Mahallenin yeşil şapkalı postacısı
kapı zilimizi çalıp
Mektubunuz var! dediğinde,
hepimizin içinde
çocuksu bir heyecan.
Şimdi;
koca koca duyguları
küçücük birkaç kelimeye sığdırıyoruz.
İyi misin? deyip susuyoruz.
Oysa eskiden
bir mektup gelirdi;
okunur, saklanırdı.
Hatırlandıkça
ailece toplanılır,
sabah akşam okunurdu;
her satırında
bir başka meram.
Kayıt Tarihi : 8.08.2026 01:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!