Sevgili Alikber
Ne mutlu iklimler bıraktık geride. Gülüşler, ağıtlar, çığlıklar, mutluluklar ve uzun uzun yaşanan hayata şiirli ezgiler yükledik yüreklerimize. Baharla gelen nice ayazlı kışlar yaşadık, ve kahkalarla aştık bu ayazlı kış günlerini. Güneş bile ısıtmazken gölgede kalan çiçeği, biz nasırlı ellerimizle ısıtık kışın en soğuk günlerini. Sonra yüregimizi dağlara vurup özgürlüğü tırnaklarımızla yazmaya koyulduk. Açlık sofrasında dostlarımızla kolektif ellerimizle kaşık salladık. Acı-tatlı günlerimizde de gülüşlerimizi kilim nakışlarıyla dostlarımıza sunduk. Dağ-taş, dere-tepe, tarla, ova, yayla demeden adım adım arşınladık köyümüzün tporaklarını. Birgün aç, birgün tok yaşadık, ekmeksiz ve soğansız günler gördük. Ama dostlar sofrasında yüreğimiz mutlu kılan tok yıllardı o yaşadığımız yıllar.
ve beni unutma kışın anlatılan çurokların içinde.
sonra odun sobasının etrafındaki sohbette, içilen demli bir çayda, ve benim için yeniden arşınla köyümüzü...unutma...
Dağlarımızın o mazlum yaylalarına çıktığında
Terk edilmiş o yaylaları görünce
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta