aşkımız bir gün uçup giderse aramızdan sevgilim
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken
Devamını Oku
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken




Önce ılık ve hafif bir esinti dolaşır yoksulların kırsal topraklarında
Rüzğar kırık camlara vurdukça çocuklar titremeye başlar
Kadınlar telaşlanır, erkekler küfüreder
Ölü bir dünyaya kolaçan ölü bir rüzğar esintisi
Zamanı durmuş, hayatı silkeleyerek aniden toz-bulutlarıyla halaya tutşur
Artık hayat coşkuludur ışkın topraklarda
Coşkulu konuşmalar, esrik kahkalar
Yüreklerin sesinde ey hayat burdayız dercesine
Halaya tutuşan gençler,klamlı geceler, şiirli konuşmalar...
Yağmaya başlayan yağmurun sesine ilişerek
Yoksul ve kıraç topraklarla sevişmeye başlarlar...
Sonrası bir meydan okuyuştur ve sarhoş namlulardan boşalır müziğin sesi
Ve aniden müziğün sesine gelen şaşkın bakışlı serçe kuşları ve kuzular
Kafesin içine mahküm edilmiş kekliklerde görülürdü zaman zaman...
Hayatı kucaklayan rüzğarın sesi
Seste ürperen yaşlı kadınlar, küfürünü gizlemeyen erkekler
Ve ömür boyu nadasal bırakılan kıraç topraklar
Yani burası şilan çocuklarının dünyası
Yani burası toprak kokulu mantarların
Ot kokulu ışkınların, şilan tatlısı çocukların rüyası...
Önce ılık ve hafif bir esinti dolaşır yoksulların kırsal topraklarında
Rüzğar kırık camlara vurdukça çocuklar titremeye başlar
Kadınlar telaşlanır, erkekler küfüreder
Ölü bir dünyaya kolaçan ölü bir rüzğar esintisi
Zamanı durmuş, hayatı silkeleyerek aniden toz-bulutlarıyla halaya tutşur
Artık hayat coşkuludur ışkın topraklarda
Coşkulu konuşmalar, esrik kahkalar
Yüreklerin sesinde ey hayat burdayız dercesine
Halaya tutuşan gençler,klamlı geceler, şiirli konuşmalar...
Yağmaya başlayan yağmurun sesine ilişerek
Yoksul ve kıraç topraklarla sevişmeye başlarlar...
Sonrası bir meydan okuyuştur ve sarhoş namlulardan boşalır müziğin sesi
Ve aniden müziğün sesine gelen şaşkın bakışlı serçe kuşları ve kuzular
Kafesin içine mahküm edilmiş kekliklerde görülürdü zaman zaman...
Hayatı kucaklayan rüzğarın sesi
Seste ürperen yaşlı kadınlar, küfürünü gizlemeyen erkekler
Ve ömür boyu nadasal bırakılan kıraç topraklar
Yani burası şilan çocuklarının dünyası
Yani burası toprak kokulu mantarların
Ot kokulu ışkınların, şilan tatlısı çocukların rüyası...