Mekke’nin Fethi
Ramazan’ın on üçüncü gecesi,
çöl karanlığı binlerce ateşle aydınlandı
Emir verildi.
Bir peygamberin dudaklarından dökülen
en sakin, en ağır emirdi bu:
İntikam yok, kibir yok,
yalnızca hakikat.
Önde Halid bin Velid,
dünün kılıcı, bugünün fethi,
adımlarında tarih titriyordu.
Ebu Süfyan çoktan teslim olmuştu hakka,
Kâbe’nin avlusunda
Mekke halkına seslenirken
taş kalpler çatladı sessizce.
Ve Fetih Suresi…
Ayet ayet şehre indi rahmet,
Hz. Muhammed (s.a.v.)
başını eğerek girdi Mekke’ye,
zafer secdeye durdu.
11 Ocak 630…
Zaman durdu o gün.
İkrime bin Ebu Cehil direndi,
kısa bir çarpışma oldu,
Kan sustu,
merhamet konuştu.
Bilâl’in sesi yükseldi semaya,
bir kölenin ezanı
bir çağın zincirlerini kırdı.
Üç yüz altmış put devrildi,
taş değil kibir yıkıldı,
Kâbe yeniden tevhidin kalbi
Tavaf edildi umutla,
gözyaşlarıyla,
affın sessiz çemberinde.
Ve Mekke…
toplu bir nefes aldı,
toplu bir secdeye vardı.
Vahşi geldi,
elleri titreyerek ama kalbi açık.
İkrime geldi,
öfkesini geride bırakıp.
Dün düşman olanlar
bugün kardeş oldu.
Bu fetih bir şehrin değil,
insanın fethiydi.
Ve tarih yazdı şunu:
Mekke’nin Fethi,
zaferin değil;
sabrın, affın ve imanın
sonucudur.
Kayıt Tarihi : 8.2.2026 11:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!