İster miydik bu sabah, akşamın olmasını
Saatler gibi yıllar, bir bir akıp gidiyor
Ömür denen evrede, erimekteyken zaman
Kuşlar yuvaya hasret, insan insana hasret
Yobaz, yezid, zihniyet, sefa sürüp gidiyor
Ben mi?
Hiç sevmedim ki,
Sevemedim…
Bir kere ağlayamadım bulutlar kadar.
Ömrü
Sevebildiği kadardır insanın
Evet
'Gülebildiği kadar mutlu'
Zaman yıllara vurulmaz
Ölçü
Bir kağnı yürüyüşüydü yaşanılan
Kör ve karanlık
Gıdım-gıdım
Yol yok, iz yok
Hedefsiz,
Kağnı yürüyüşünde bir yaşam…
Eyy ruhum, kalk gidelim, yeni bir ömre doğru
“Melanet” denen dünya, çıksın şu hayatımdan
İki zaman yolcusu, çıkalım kırık dökük,
Gölgem dahi düşmesin, gelmesin arkamızdan
Gidelim unutarak, elde kalan ne varsa
Merhaba Şair
Etten arınmış aşkınla
Şimdi daha da doruktasın
Petek balın içinde
Bal peteğin içinde
Ara
MEZAR YAZITLARI
“Eskidi” o efsane artık
Bitti o masal, aşk bitti, mevsimler bitti, yaz, kış bitti
Aynalar ters yüz
Ağıtımsı bin türkü duydum belki de
Bin kahır
Duvarlarda bin sopa izleri gördüm
Yaşam bir serzeniş gibi görünse de
Dik duruşlar izledim belki de
Ağlamak sızlamak acizlik gibiydi
Sen gittin ya, taş bağladım gönlüme
Seni gözlerinde selde ararım
Su yeşili gözlerindir aklımda
Denizde ararım gölde ararım
Üzülme
Tıpkı elin sesi gibi
Sesler aynıdır evrende, makamlar aynı
Doğudan batıya
Güneyden kuzeye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!