Bu gün yaslıyım abla
Uyku gözümden akıyor
Kasımın on’uydu ya
Bin dokuz yüz otuz sekiz
Saat dokuzu beş geçe
Yitirmiştik Atatürk’ü
Hani olmazsa olmazları var ya öykülerin
Çamın sakızı
Keremin Aslısı gibi
Musa’nın asası
Troyanın atı var ya
Yazabilseydim eğer
Yalnız seni yazardım
Küstüm çiçeğim benim…
Uzatarak başımı
Karanlık penceremden
Yıkardım yargıları,
Daha dün
Ak mı ak düşünüyordun
Biliyorum umutların vardı
Kaf dağının ardına gidecektin düşlerinde
Güvercinleri vurmayacaktın
Barışı seviyordun ya
Ömrünü çıkrığında eğirmiş Ayşegül’ üm
Yaşı otuz beş ama altmış beş sanırsınız
Söylemeye gerek yok, saklı kalsın sözlerim
Güneyde bir kadındır, siz onu tanırsınız
Irgat değil Ayşegül, tekstilde çalışıyor
Nerelerde gizlenir şu zaman bilmiyorum,
Takvim, saat, ay, yıl ve asır,
Hesap, hep hesap, o kadar anlamsız ki…
Hayat mı?
Hayat Anka kuşunun kanadındaymış.
Hayat yapmacık bir kurgudan ibaret…
BİR AKŞAM ERTESİ
Burç’ta koca çınarın, altındaydık bu akşam
Şarap rengi gecenin, büyüsündeydi ney’ler
“Aşk” isimli taksimler, üst üste gelip geçti
Üst üste duygularla, sarmaş dolaştı gözler
Bir insan neden ölür ki
Bakarsın bir ana ölür
Babalar, çocuklar ölür
Can ölür, canan ölür
Sevgili ölür sevgili
Ölmek daha mı iyi ki
Antik bir masaldı anlattıkları
Simur-g’ laşmış kuşların izindeydi
Tünemiş yaşam ağacına
Aşkın “a” halinde kalmış
“Aşk” diyordu
Aşk
Gönül mabedinde
İbadetse aşk
Ne yaşın hükmü var
Ne de zamanın
Mevsim dönüp aşk kapıyı çalınca
Yüreğinde zaman durur insanın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!