Kimler gömülmedi ki, şu mezarlığa,
Her kandil günün de, dolup da taşar,
Gün sonun da, daha da bağlar İmana,
Herkes maşukuyla, burada yaşar.
Kabristana uğra da, Fatiha oku,
Sendin: arzı mevud’un kilidi,
Sendin: Hazreti İsa kapısı,
Sendin: Mescidi-aksa mekanı,
Sendin: Huzur refah diyarı,
Yıl : Bindokuzyüzkırksekiz,
Bir kara bulut çöktü üstüne,
Doğdum;
Yaşamdan bir şeyler umarak,
Anne sütünden zevk alarak.
Çocuktum;
Koşuşturdum çember,top peşinde,
Çalışır anne, baba işinde.
Karanlık,
Koyu bir karanlık başlıyordu,
Gecenin sessiz bir köşesinde,
Hafif bir rüzgarın,
Uğultulu ve ürpertici sesi,
Yüzünde dolaşıyordu,
Seninle yaşanır bu güzel günler,
Tarifsiz duygular bu güzel gözler,
Bir daha yaşamak ister gönüller,
Yetir ki bu günde akşam olmasın.
Hayalimde düşündüm o güzel günü,
Ferhat ile Şirin aşkın adıdır,
Dağlarında yankılanan serenadıdır,
İşte şimdi, ilanı aşk zamanıdır,
Amasya’da aşk başkadır, inan başkadır.
Gezi yolu, içeri şehir, çık dolaş biraz,
Bir yaz günü,
Şehzadeler yolunda,
Rengarenk ışıklar altında,
Bir bankta.
İçim geçmiş dalmışım,
Düşlere dalmış,
AMASYA LALESİ
Yitirmiştik seni yıllar önceden,
Aradık dağ bayır gözleri yaşlı,
Umudu kesmedik ulu yüceden,
Yaprakları hem uzun hem kalem kaşlı.
Lokman’dan bakınca karşı dağlara,
Ferhat külüngü fırlatıp atmış,
Şirin deyince çağdan çağlara,
Kara sevda ulaşılmaz bir yola sapmış,
Dağlar delinmiş amma aşka acı katmış.
Gözlerim doluyor, andığım yerde,
Geçmişim iniyor, hep perde perde,
Sukutu hayalin, eser seherde,
Hüznün senfonisi, başladığı zaman.
Duyarsın hafiften, bazen bir tını,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!