Geldim, gördüm bu dünyayı;
Yola çıkmak üzereyim.
Özledim esas sılayı;
Yola çıkmak üzereyim.
Havalar soğudu, kabayel yeğin;
Yapraklar kendine yol aramakta.
Dün gece saçları ağardı dağın;
Kınalı keklikler çal aramakta.
Yoldaşın has olmazsa menzile ulaşmak zor!
Ummadığın bir anda, seni yarıyolda kor.
Dost sanıp sır verdiğin sadakatsiz çıkarsa;
Düşmanla birlik olup, kucağına döker kor.
Ayaz gecelerde düşer kırağı
Düşünce anlarsın karayı, ağı
Önümü görmeden yol alıyorum;
Hangi dönemeçte yolun sapağı.
Müşkül sorular sorup, daha da yorma beni;
Beni, bitkin bırakan yılların yorgunluğu.
Onca gül arasında kavraladım dikeni;
Tutunup, sarıldığım dalların yorgunluğu.
Güneş saklanırken dağın ardına,
Yıldızlar akşamdan kurar düğünü.
Oynamaktan yorgun düşen yıldızlar;
Mecburen, güneşe bırakır günü.
Kahvaltıya sütyüzüyle başlanır
Yumurtalar pişirilir, haşlanır;
Çörek, börek, bir de sıcak bazlama;
Yahyalı sofrası kefle taçlanır
Yahyalı'ya bahar geldi, durma gel
Tabiatın konuştuğu zamandır.
Varmı başka yerde, böyle bir güzel?
Yüreklerin tutuştuğu zamandır.
Yahyalı’da bir güzel, karlardan daha duru
Gönlüme inci gibi, yağan sevgi yağmuru
Canımdan daha aziz, biricik Canan’ımı;
Her türlü tehlikeden, kadir Mevla’m sen koru.
Yahyalı’da bir güzel, salınır nazlı nazlı
Yahyalı'nın her tarafı mükemmel
Bir başka donatmış, O' kudretli el
Dağları, gölleri, şelâleleri ;
Gezip, görmelisin gelmeden ecel.
Mehmet Postallı / 2019




-
Abdulkadir Yardım
Tüm YorumlarMehmet Hocam a selam ve saygılarımı sunuyorum. başarılarının devamını dilerim..