Nimete hürmeti olmayan,
Ne bilsin şükrün bereketini...
Damlaya kıymet vermeyen,
Ne bilsin çölün sebebini...
Çile çekmesini bilmeyen,
Kızımdır, Zümra.
Derim ona, Ana.
Can, fedadır, ona.
Umudum, yarına.
Kızım, bir yana,
KÖRDÜĞÜM
Babaannemin sözleri gelir aklıma.
Kazancına,
Hayallerine,
Bir kör düğüm at derdi.
Aşganada abır, şorun miliği burada.
Arif olanların sözleri dinlenir orada.
Kebirhazeyinlerin kürsüleri burada.
Cenk kitapları okunan kültür orada.
İlk önce miski amber esans sürülür.
KUSURLU GÜZEL
Ekmeğin yanığı güzeldir,
İnananlar nasiplenir.
Cevizin karası güzeldir.
Kargalar sahiplenir.
Çalışana sen de çok su bulunur,
Çevre ve yanın bağ ile bahçe olunur.
Kıraç tarlaların yeşile bürünür,
Bilinmez senin kıymetin Kuyucak.
Her yerini ben eşip ben yokladım.
LİYAKAT
Kaptan ı ehil olmayan gemiye,
Tüm rüzgarlar eser delicesine,
Liyakatli kaptanı olan gemiye,
MEHTİ
Asırlar şahidi kümbetler, minberler
Şimdi gökle bütünleşmiş külliyeler.
Virane denilen unutulmuş tarih;
Sathını sema ya cevirmiş müsterih.
Hatırlıyorum,
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı rengini.
Köyümün, cennet bahçelerini,
Siyah beyaz kelebeklerini,
Mis kokan iğde çiçeğini…
Mevsim sonbahar.
Eser deli yel, dökülür yapraklar.
Fersiz güneş, çekilir pınarlar.
Buruk bir sevinçte, insanlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!