küllere gömülmüş eski bir acıdır
yasını kanıksamışım su içer gibi.
kimi zaman ruh kabuğunu çatlatıp
asi bir küfür savurur,
parçalanmış benliğimin bilmem hangi yüzüne.
ben beni yitirdim yitikliğimde
sis oldum karıştım dağ efsanelerine
ben beni yitirdim yitikliğimde
şarkılar sustu hüzün kaldı ellerimde
ben beni aradım çöllerimde
pusuyan yollarda kaldı ümit
dilin öksüzleştiği kör bir zaman
duvarlarda asırlık ayinler
gece, gündüz, yelkovan....
kirli yazılara vurgun duvarlar
Sayfa daha küçük diye
daha az yazılsaydı eğer;
bir avuç etmeyen yüreğimize
bir kuş sevgisi bile
sığmazdı o vakit.
Gülüşünü öldürmüş bir adam
Kıyameti bekliyor şimdi, orada.
Sorgularda değildi aklı, sordum.
Ben orada seni bekliyordum
Bir başımaydım,
ses demir; duvar ve kan
kırılan camlar aralık kapılar
yarı yolda bırakılmış kaçak aşklar
göz,dudak; mermi ve ihtiras
saatlere gömülen cesetler
ayazın kararlı bakışında buz
Uyudun tam, uyusundu bu şehir de.
bir şiir düşürdüm pencereden,
buruşturup atarken canına yandığım;
sokağına, adına, kaderine, yoluna yordamına
el çekmişliğine tüm berduşların
o kinci ve kederli sigarayı.
çam ağaçları, nar çiçekleri
yaz yollarında ayrılık resimleri
kırılgan bir yüz doğurur
dolunaya karşı kadehler.
yarım kalmaya niyetli ihanet şiirleri
çam ağaçları, nar çiçekleri
bir kırmızı papatya
iliştiriyorum mavinin yakasına
aklı karışıyor gökkuşağının
ben anlamam diyor şiirden
alıp çıkarıyor ayakucundaki
hazineyi yenilgi niyetine...
Deniz büyüdü,
düşlere karışan nehirler kara dönüştü.
Sonra biz, yani ben ve sağaltıcı
karda boğulan bir yetime yüzmeyi öğrettik.
Kediler kovalanırken, tırnaklarım öfkeye uzadı.
Bir çocuk usulca sokulup:




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!