Gece bitmiyor ki, yüzüme güneş doğsun.
Uçurumlar ahbap,
düşüşlerime,
düşlerime,
Bir ruj izi gibi kalakalırım ellerinde.
İçtiğin fincanda imza;
Coşkulu bir klarnet sesi olur dolanırım bar çıkışlarında.
Kirletilmiş bir mevsim soğuğudur yüzün.
Boğuk iniltilerle zehirler afâki hisleri, sisli sokaklarında...
Temmuz sıcak iken, ayazında devasız bir ocak barındırır; hisdaştır yalnızlıkla.
Aldanmak derin bir boşluğun yankılanması gibi günahlar dualarımı.
Beyazlar siyahlarımı giyinir; yeraltı dünyasına sınavsız girerim. Kusursuz uyum sağlar, bütün yalanlığına inanırım.
"Gözlerin bana timsah! Yüreğin rakun cesareti!"
Hep bir kontrolsüzlükle yitip, seslerden düşüyorum;
güzlerden sıyrılarak, astronomik geçiyorum cinayetine.
Tepeden tırnağa kendimim; bana yakıştığı şekilde çürük bir diş gibi yaşıyorum. Gidenin arkasından asla su dökmedim. Acımı bilen bilir.
Bir çığlık gibi yırtarım gecenin kanatlarını!
-Yanılıyorsunuz! Bunun için hiç üzgün değilim.
İçim cinayet mahalli...
Yüzü zamanla kırışan bir portresin yazgımda.
Gözlerin sırlarımın mezarlığı.
Sahibinden satılık duygularımızla sergileniyoruz; var oluşun en acı örüntüsü içinde.
Gözlerin binbir enstrüman cehaleti; kopuk bir divan sazı, aşkın teşhir ürünü.
Nedendir gözlerin: içimdeki savaşın yıkıcı izi?
Orman yangınını yargılayan kırmızı.
Hayat boynunda ölümden bir halat, mevsimin kurak!
Dünüm, kanar günahlar ezberinde, Yarın yorgun.
Ellerin kanlı;
gözlerinin bekareti;
"Terkedişler bir kıyamet, kıyamet bir manipülasyondur. Hayat ıslak gözaltı süresi ve kuramı olmayan bir eylemdir."
Göğün camında eriyecek olan buğularız.
Bizler kibrin ve sadakatsizliğin tepkimesiyiz.
"Haziranlara kılıç çekerim!"
Vahşi bir tarafı vardır haziranlarımın.
Salıncaklı ve totaliter sıcaklığıyla sürerim bir kargoyla sevinçlerimi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!