Bu ses,
Ses değil, bu bir çığlık, ızdırabın en koyu hali, endişenin en üst sınırı,
Düşmanın en acımasızına, dostun en vefasızına, çilenin en ağırına, maruz kalmışlığın sesi...!
Aynı zamanda da ciddi bir özeleştiri,
Olanların aslında kendi benlik ve kimliklerinden uzaklaşmasından, kim olduklarını unutmalarından da kaynaklandığının mesajı, hem de bizlerin de ders alması gereken bir mesaj...!
Ey Güzel kadın
Dilimden düşmüyor adın
Ey güzel kadın
Elimden bir şey gelmiyor
Ne bu inadın
Elleri hep kınalıdır
Çalışır Gagauz anam
Yüreği hep yaralıdır
Çilekeş Gagauz anam
Dilimi öğrettin bana
Gelmez miydim
Gelmez miydim gel deseydin
Sevmez miydim sev deseydin
Bahtıma ağlamak düştü
Gülmez miydim gül deseydin
Dayım,
Gitti dayı, can yoldaşın
Senin, hayat arkadaşın
Hem yoldaşın, hem sırdaşın
Vakit akşam mı yatsı mı
Kaybettim bu gün dostumu
Haşa, meleğin kastı mı
Tövbe tövbe, git Yakub’um
Hayatı kolay mı sandın
Yalan dünyaya mı kandın
Sen vefalı bir insandın
Vefa derim vakit varken
Kalite marka giyenler
Tesettür moda sevenler
Büyük beden isteyenler
Hira’ya haydi Hira’ya
Yazı güzel kışı güzel
Kader vurdu sillesini
Hep çekmiştim gaylesini
Hiç görmedim böylesini
Kara gözlüm, güle güle
Bu imtihan ne de ağır
Kurultay Marşı
Tanrıdan kut aldı bu soy
Altı oğul, yirmi dört boy,
Gök meydanda kuruldu toy,
Kan kardeşler sana geldi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!