beklemekte tozduman bakışıyla
saçlarında rüzigar
bazı zamanlar düşlenen, bazı
zamanlar akışıyla
parıldar güneşin
coşkusuyla
bugünden itibaren konu yok konuşmalarımızda.
bağrın yanık sesin kısık ise
söylenecek ne bir cümle
ne bir fikir var
ne his var, işte o kadar hepi topu
bardak taştı sel aktı
bilinmez ne akla gelir bu şehre gelince
akla değil, maviyledir tanımı mesela
şaibesiz yaşanmaz sokakları güpegündüz
sarhoş bir ikilem içinde akar gider gönlümüz
yaşanmayan anı kalmaz her köşe dönünce
beyoğlun'dan aksaray'a, beykoz'dan üsküdara.
savaşarak kazanmak istiyoruz.
buharlaşmak ve neredeyse,
yakınlaşmak o ölümcül hançere.
bağrışarak and içmek istiyoruz.
kahinleşmek ve imkansızca
kefil olun dostlar, şahitlik edin
bakracımda umut gezdirdiğime
yolum açık olsun, yolum düz
mahva aşina omuzlarım çökük
giderim yolumda gündüz
hükmüm esrik, kepim delik
asırlar geçti sanki yorgunluğumdan
beri bu şehre geldiğim sezilmedi
mısralar tarafından yaşattığım bakışlarım
anlaşılmadı hangi gülüşlerim ondaki
buseyi aşık ettirdi bendeki kıvrımları
olan asırları sulayıp körükleyen
çokluk mudur sınır koyan göğe?
ben miyim inatlaşan çoklukla?
bilemiyorum kimin sesidir
kimin nesidir bu tahta kukla?
denizdir, sudur, mavidir hatta
gökkuşağı uykusundan
dünyanın yuvarlaklığından
arzdan, semadan, eşyadan
kaynaklanan o derin buyruktan
uyan!
düş değil zaten aslın astarı
kim ne derse desin
olmaz da, düşün sahtesi mastarı
düş gördüm düştüm vel-hãsıl
kalbime son damlası düştü anıların
hiçbir mısranın izini taşımadım yaşamımda.
beni sezgilerim bu hale getirdi.
büyüdüm, kavradım, aşka kalmadım kükürtle yıkanmış olarak
saymadım ki ne olacaktı sanki tartışmalarım.
benim yüzümü döndüğüm bir dağ vardı,
o dağdan aldım bütün aşkımı, meşkimi,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!