Bak gökteki kuşlara
Hiç yem biriktiriyorlar mı ?
Ne didinip duruyorsun
Giymedi mi fanilik gömleğini dünya
Kuşlar gibi ol anı yaşa
Bağlanma zamana ve mekana
İnce ince kar yağıyordu
Ankara sokaklarına
Toprağa bereket
Fakir fukaranın başına dert
Soğuğu süpürdü çöpçüler
Kederle baktı üşümüş serçeler
Artuklunun güçlü kalesidir
Dimdik ayakta duran
Uçsuz bucaksız
Harran ovasını
Sevgiyle kucaklayan
Ovanın en yüksek tepesi
Kılıcından
göz yaşı damlar katilimin
Kör kuyulara
sığmaz oldu yorgun bedenim
Bir bilsen ;
tam beşyüz yıldır katli vacibim
Aylardan Haziran
Rıhtıma indi
gözleriyle uzaktan seven adam
Bir belirsizlik soyunmuş
yüz yılların yükünü taşıyan meydan
Ufukta çöreklenmiş sis ve duman
Karlı dağlar sarp
Geçit vermez
Boyun bükük
Sensiz düzelmez
Yeniden yarattım
Yokluğunda seni
Seni değerli kılan
Ne yüzündeki makyajın
Ne saçlarının rengi
Ne de kıyafetlerin
Seni değerli kılan
Sensizliği taşladım
Yorulmadan bıkmadan
Sensizliğimi biçtim
Sararmış tarlalardan
Ne çok aradım seni
Ben seni iyi yönlerine sevdim
Kuşlara yem verirken ellerin
Mavilere bakarken gözlerindim
Dokununca bir çocuğun yüreğine
coşup gelen merhametindim
Düşler kurarken hayallerine
Hiç yürüdün mü
Parklarda bir sonbahar
Nasilda detoks yapmış ağaçlar
heryerde
savrulan yapraklar
Keşke acılarını ızdıraplarını da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!