Sevda mahkemesiymiş,
Yok prangaymış...
Hepsi safsatalardan ibaret,
Binlerce hikaye bunlar.
Biri zalimmiş,
Yok biri mazlummuş!
Hep hayal kuracağım o ezeli ışığından...
Hiçbir değişimin gerçeğini değiştirmeden,
Tüm iffet bulutlarının yağmurundan içerek,
Karışarak doğa üstü yalnızlıkların kuytusuna,
Zamandan bağımsız hep hayaller kuracağım.
Belki bir şiire de sığmayacak naçiz emellerim
Lanet olsun, sizlere lanet olsun..!
Sevgilimi uykusunda öldürdünüz,
O topraklar size haram olsun.
Hangi medeniyetlerin ordusu,
Kendi masum milletini öldürdü..!
Hangi millet yasemin çeçeği kokan
Eyvah eyvah kaçıp gitti şahsenem maziye...
Adını hayal takmış yüzü dönmez olmuş geriye,
Terk etti,terk etti baharımı gönlüm döndü deliye,
Kaldı arkasında bin fitne,gezer şehrimde devriye.
Neylesin neylesin şimdi boynu bükük kalemler,
Bir engel diklenmiş şam'a giden yollara doğru..
Bir görevli sanki,sanki halkaları kalın bir zincir!
Pasları tozlu,acı,ağır gözlerimi yakıyor...
Ve demirden de ağır,ağır bir taş oluyor...
Peki,ruhsuz mu olduk o telaş nerde,neler oluyor!
Duygularımız dağılmış ağlamaktan gözler kamaşıyor..
Birşeyleri hatıraların ardına takıp sürükleyen kadın,
Biliyorum,yalnızsın güvenin kayıp,sisli dört bir yanın.
Tüm sevincin çeyiz sandığında saklı,hayallerin tozlu,
Uzayan geceler yormuş artık,uçmaz burkulan kanadın.
Görüyorum...
Görüyorum bir tül gibi beliren derdini,bir ay gibi gözlerini
Masum bir entel sevdim yüzü bebeksi..
Ceylan gibiydi ürkek kandırıp gitti.
Ben vefa servetiydim yalnızlık yetti,
Onu seçip inandım hep yürek eritti.
Orda güneşin batığı ülkelerinde...
Sisli, susuz savaşan sokaklarında.
Duvarlarda unutulmuş gülücüklerini,
Şiir satırlarında onları hep diri tutan,
Övügülü korkusuz, mahkum şairlerini.
Yaşamak için savaşmayan umutlarını,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!