Sapla samanı karıştırdım biliyorum
Esen fırtınaları nerden bilecekler ki
Mazide kalmişti ki her şey
şahlandı duygularım yine
Rahatlık yok
Düşünceler gitti aklımdan
Kendimi tanıyamadım
Bu benmiyim?
Borcumu var,
Zorumu var,
Açmiyim,
Açıkta Mıyım
Hayali aklıma düşer bu gece
bir serinlik gibi yayilsada ,
Ayrılık acısı büyüsede içimde;
suskun ama inatçı bir sevdada olsa
Er yada geç sönecek balonlarımız
Olmayacak farkımız
Li nav xeyalê şevêdı
Dilê min jıbote dinalı
çerxa felekê dıgerı
Dernakevım rê nabinım
Aqil û hîşêm wenda bû,
Hiç dinmeyen acıların,
Hayatın yüklerinin
Unuttuğu bir yerde
Hatırlıyorum seni;
Adın düşüyor kalbime
Sessiz ve ağır.
Dinmeyen Umut
İstediklerime ulaşsaydım,
Belki dinerdi içimdeki sızı.
Belki gece bu kadar ağır gelmezdi,
Belki hayat daha hafif olurdu.
Diyarbakır dicle nehriyle süslenmiştir.
Kadim şehir deniliyor ya.
Herbir medeniyet uğramiştır oraya
Taşı toprağı Tarih olan şehir
İnsanlığın ilk yerleşım yeri ,
İlk tarımın yapıldığı ,
Diyarbakır sıcağında karnı dışarda,
sırt üstü uzanırdı güneşe doğru
Yüreğini köyde unutmuştu Selim,
Bir kızın gözlerinde tutuşmuştu yangını.
Verilen sözler, bozulan yemin,
Bir sevdayla başladı, bitti sanıldı.
Bugün aklıma geldi Ramazan Hoca…
Bildiğim kadarıyla, dilim döndüğünce
Kendimce az ve öz anlatayım onu.
Çoğu zaman giderdim Ulu Cami’ye.
Onu gördüğümde
Kral emir verdi, veliahdını seçecekti,
Tohumlar dağıttı, “Ekin,” dedi herkese.
Herkes ekerken çiçeği, güzelce sularken,
Geçti zaman, üstünden geldi çattı vakit.
Bir davul, bir zurna… Eğlenceler ayakta,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!