Diğer tüm renklere inat
Beyazın bembeyaz gölgesine inat
Kırmızının aşkına inat
Maviydim! ! !
Bana seslenirken sesin nasıl da maviydi
Yeşeren filizlerime kadar maviydim
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Harika bir paylaşım olmuş kutlarım
kaleminizin boyası sizin ilhamınız
yorum yazanınız hiç eksik olmasın
salim erben
mavinin bu kadar güzel olduğunu bilmezdim bu şiiri okumasaydım...çok hoş olmuş...tebriklerimi kabul buyurun lütfen.
güzel bir mavikolik şiir...
Bu güzel şiiriniz için sizi candan kutluyorum; iyi ki varsınız... 10 puan... Antolojime... Sevgiyle kalın... Daima mavi sizin olsun... Ama beyaz benim, tamam mı?
Beyaz şiirimi de siz okuyan; şu sıcak yaz günlerinde birazcık serinlik verir; Rabbim, çöl yangınlarından, cehennem ateşinden korusun! Sizi daima en Emin'e emanet ediyorum...
Kar Geldi
Kar geldi...
Eliflerle giyindim,
Kar yangınlarında yandım;
Ondandır tenimdeki siyahım!
Hele benim günahım! ..
Her kar yağışında
Öylesine örter beyazım,
Benim benim beyazım!
Budur benim tek libasım,
Veremem kimseye muhtacım;
Kirlerim utancım!
Bunda çok utandım,
Utandım...
Kar geldi...
Öyle ki özlemle giyindim,
Tenime eliflerle dokundu elim,
Elifleri dizdi dizdi dilim,
İlk defa kar geldi, dedim...
Kar geldi...
Kar geldi!
Şimdi kar yangınlarını özledim;
Neden kara da lekeler düştü? !
Çok ötelerde bulutlar üşüştü,
Kar kuşları boynu bükük bekledi,
Kar geldi...
Kar geldi!
Demeyi çok istedim;
Hem bunda çok istedim,
Ama gelmedi! ..
Her yıl işte bugün buraya gelirim;
Kar yangınları için,
Kar geldi demek için,
Müjde vermek için! ..
Kar kuşları yok,
Kardelenler yok,
Ardıç ağaçları yok,
Ardıç kuşları yok,
Kar bademleri yok;
Artık yok!
Yok! ..
Kar toprağını yüzüme sürerim;
Ağlarım; inlerim! ..
Kar yangınlarından çok yanarım;
Neden pörsür tenlerim? !
Kar geldi, demek için beklerim!
Yine beklerim! ! !
(15.08.2008-Konya)
Arif Tatar
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
--------------------
Bu şiirin hikayesi:
Bu şiirim, içimdeki özlemlerimin bir ifadesidir... Hep isterim beyazları bürünmeyi! Beyaza öylesine düşkünümdür... Bazen bu isteğim, öylesine artar ki doyasıya beyaza bürünmek isterim; çünkü, benim, kirlerimi örter, libasım! .. Işığımdır! Gözlerimin ilacıdır... Keşke hep beyazı bürünüp bürünüp yanabilsem... Ama artık çok zor; karanlıklar, lekeler bizi sarıyor; çöl yangınları yakıyor... Oysa benim, ümidim, her zaman beyazımdır... Onu hep bekleyeceğim! ..
Güzeldi.. Tebrikler. Kaleminiz daim olsun.
KALEMİNİZE VE EMEĞİNİZE SAĞLIK,
TEBRİKLER...
Toprak gibisin, döneceğim sana tıpkı toprağa döndüğüm gibi..
Ölümle kardeş olacağım sonra, Sesinle Mavi…
Toprak da mavi şimdi ölümde..
Ölüm belki daha sevimlidir Mavi sesinle…
Her yönüyle çok anlamlıydı şiiriniz.En yüksek puan ile kutluyorum.
Mavi soğuk değildir,
Soğutmaz cesedimi.
Mavi ürkek değildir,
Korkutmaz ölümden bedenimi…
Çok güzel,beğeni ie okudum.Yüreğinize sağlık.
TEBRİKLER KARDEŞİM YÜREKTEN KUTLARIM
Harikasın, serzeniş güzel.
Bu şiir ile ilgili 10 tane yorum bulunmakta