Yalnızlığıma dem vuran bu mavi panjurlu pencereden, akıp giden hayatıma baktım.
Saksıda büyüttüğüm papatyalar solmuş. Oysa ne umutla ekmiştim onları...
O vakitler bu pencere yalnızlığıma değil, yaşam sevincime açılırdı. Papatyalar o sevince ortak coşardı.
Lakin pencere yalnızlığıma, saksı kuruyan toprağa mahkum nicedir. . .
İçtiğim çayın bile tadı yok.
Haritalar her zaman uzaklığı göstermiyor.. Mesafelerin kilometrelerle ölçülmediğini öğrendiğim günden beri yalnızım ben aslında.
Haritada kalan o uzaklık sadece gözü yorarken, yanı başında duran o uzak mesafe en zor olanı; 'gönlünü yoruyormuş insanın' ..
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Şiirinizi
beğeniyle okudum
Yüreğinize sağlık...Kutluyorum.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta