Yalnızlığıma dem vuran bu mavi panjurlu pencereden, akıp giden hayatıma baktım.
Saksıda büyüttüğüm papatyalar solmuş. Oysa ne umutla ekmiştim onları...
O vakitler bu pencere yalnızlığıma değil, yaşam sevincime açılırdı. Papatyalar o sevince ortak coşardı.
Lakin pencere yalnızlığıma, saksı kuruyan toprağa mahkum nicedir. . .
İçtiğim çayın bile tadı yok.
Haritalar her zaman uzaklığı göstermiyor.. Mesafelerin kilometrelerle ölçülmediğini öğrendiğim günden beri yalnızım ben aslında.
Haritada kalan o uzaklık sadece gözü yorarken, yanı başında duran o uzak mesafe en zor olanı; 'gönlünü yoruyormuş insanın' ..
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Devamını Oku
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim




Şiirinizi
beğeniyle okudum
Yüreğinize sağlık...Kutluyorum.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta