Saftık çocuktuk
Yeryüzündeki uğur böceklerini işaret parmağımıza bırakıp uç uç uğur böceğim
tekerlemesini söylerdik.İçimizden dileğimizi tutup uğur böceğin istediğimiz hediyeyi
getireceğine inanırdık
Çocuktuk işte.saftık
Gökyüzünde bize ait olduğunu sandığımız bir yıldızımız vardı.Geceleri dama çıkınca
yanyana dizilmiş yorganlarımızda uzanıp masumca yıldızımızı temaşa ederdik .Bir yıldız
kayınca dileğimiz kabul olacak diye kayan yıldızla kelamlaşırdık.Elektrik çok giderdi
jeneratörümüz yoktu ki kesintiye engel olsun.annelerimizin masallarıyla mum ışığında
büyüdük.
Çocuktuk işte .Saftık
Mezopotamya çocuklarıyız, Anadolu çocukarıyız...Oynardık pestilimiz çıkana
kadar,terden ıpıslak olana kadar.Annemin sesi hâlâ kulaklarımda "Ezan okununca evde
ol"demesi.Tembihlenmiştik.Ezan sesini işitince nefes nefese çitalar misali evlerimize
koşardık.Evcilik oynamak için eşyalar arardık,o çöplük benim bu çöplük
senin...Hangimiz dışarda bulduğu dondurma çubuğunun arta kalmış çikolatsını
yalamadı? Alışveriş nedir bilmezdik.Uçurtmalarımızı poşetlerden yapardık.Kız çocuklar
ipleri çubuklara bağlayıp oyuncak bebek yapardı.Erkek çocukar daha akılı
olurdu.Demirleri top haline getirip iki tekerleği olan tekerleğin ortasında uzun bir demir
yerleştirip oyuncak bisiklet yaparlardı.Patikalardan deli taylar gibi koşup yüreğimizi
dizginlerdik.Ha bir de her köyün olmazsa olmaz köyün az berisinde bir çeşmesi
bulunurdu şırıl şırıl ruha akan dinginlik veren.Bardakta su içmek de neymiş
.Avuçlarımızı kocaman açıp ,yani biz öyle sanırdık,suyu kana kana içerdik.Belki on kere
avucumuzu açıp yudumlardık serin suyu.avuçlarımızdan suyun yarısı boşalırdı.küçüktü
avuçalarımız,küçüktük işte.Ama bir yüreğimiz vardı ki kocamandı.Yüreğimizin içi bir
dünyaydı.Kötülükleri barındırmayan,haseti,kini,riyakarlığı barındırmayan.Saflık
,mutluluk, iyilik dünyasıydı...Küslüklerimiz bir günlüktü,hele bayramlarda küslükler hiç
olmazdı .Çünkü Allah affetmezmiş bayramda küs kalanları.Büyüklerimizden öyle ikaz
almıştık....Ahh bir de bayram vardı değil mi?içimiz içimize sığmazdı(Bence en büyük
heyecan ,en büyük mutluluk,en büyük sabırsızlık çocukların bayramdan bir gün önceki
demi ve bayram demi halidir)...Yeni kıyafetlerimiz,yeni ayakkabımız dünden hazırdı
başucunda.Bayram sabahı ezanı nasıl da işlerdi yüreğe,nasıl da muazzamdı.Anadolunun
dağı,taşı,toprağı,çayı,çayırı fevkaladedir...Dağlarda koşar,bağlarda oynardık.Bağ
demişken az mı bağlardaki canımızın çektiklerini çalardık.Ayşe Teyzeler,Ali Amcalar az
mı kovaladı bizi.
Çocuktuk işte.Saftık.
Nerede çocuklar, nerede çocukluk,nerede saflık?Patikalarda kaktüsler bitti,dağlar
dağladı,çayların gözü kurudu...Toprakta ecdadımız yatıyor(Ali Amcalar,Ayşe
Teyzeler)...Çocukluğumuzun üstüne yağmur değil taş akıyor.Çocukarımızın ellerini Batı
zincirledi.saflık teknolojiye kurban gitti,uğur böcekleri gelmemek üzere uçtu,yıldızlar
kaydı.Hani mavi çocuk?
Çocukluk darağacında
Saflık Dicle'nin sularından ganj nehrine boşaldı.
Hayallerimizi Batının ceplerine teslim ettik .
Özgür çocukların dokunulmazlığını dokumatik telefonlar aldı
Çocukların aklını,akıllı sandığımız telefonlar çaldı
Dışarda oynanılan körebe , saklambaç oyununu Scary Teacher saklayıp örküttü
çocukluğu.
Sen ki çocuğun annesi!aman çocuğum ağlamasın da ,aman işime karışmasın da her
istediğini yaparım havasındasın.Teknolojiye,Batıya,yanlışlarımıza dur deme vakti
gelmedi mi?
Kayıt Tarihi : 13.11.2022 15:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!