Mavi Çiçek 'rüya' Şiiri - Fatma Fındık

Fatma Fındık
29

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Mavi Çiçek 'rüya'

Camı karanlık bir boşluğa açılıyor
Yüklüğünde yorganlar naftalinlenmiş
Ama ne fayda küf kokuyor ortalık
Daracık bir oda üstelik bu arka oda
Yerde halısı yok
Çıplak betona değiyor ayaklarım
Tek kişilik bir yatak yerleştirilmiş kapının tam karşısına
Yastığına değdiği anda başım içimi yakıyor soğuk
Plastik bir sürahinin içinde
Berraklığını yitirmiş kokuşmuş suya takılıyor gözlerim
Elimdeki muma püf yapıyorum
Tak tak tak!
Anlayamıyorum ilk önce rüya mı görüyorum derken
Anlıyorum sabah olmuş
Ses kesiliyor
Gitti sanıyorum
Tak tak tak!
Kahvaltı vakti
Birkaç günlük bir dilim ekmek, biraz peynir
İçinde çilek olmayan çilek reçeli, birkaç zeytin
Hâlâ su kokan bir bardak çay
Teşekkür ediyorum
Bir çerçeveye takılıyor gözlerim
Yatakla duvar arasındaki boşluğa zar zor sıkıştırılmış gibi
Merakla eğilip alıyorum
Yüzümle karşılaşıyorum belli belirsiz
Parmağımla bir çizik atıyorum
Sonra çoklaşıyor parmak izlerim
Derin derin nefes almaya başlıyorum
Ve bir yudum çay
Niçin duvarda asılı değil ki bu?
Derken sualsiz giriyor içeri
Ela gözleri tarihe mâl olmuş bir kahraman edasıyla
Ben hep uzaktan bakmaya adanmış gözlerimin buğusundan
Titremeye başlayan ellerimden. kuruyup kalan boğazımdan muzdarip
Şaşkın, kederli, hatırlamaya başlıyorum
Neden buradayım?
Bir sonbahar akşamı; ılık, öyle güzel, yazdan armağan
Geceyi günle yarıştıyor gülümsemesi
Telefon düşmüyor elimden
Bir o yazıyor
Bir ben
Kanatlarını okşuyorum gönlümün
Okuyorum satırlarını aşkla
Diyor ki: O kadar saf değilim mavi çiçek
Ateşi yakmaya deli cesaretin yetmeyecek
Cesaretsizliğin belki de ateşi hiç yanmadan söndürecek
Karanlık geceleri aydınlatmaya çok çaba gerekecek
Kıvrılıyor dudaklarım
Sevinçle karalıyorum satırları.
Sanmam zor olsun yakmak bu ateşi
Gördüğüm kıvılcım bana kafi demek ki
Sen oyalama gönlünü karanlık gecelerle
Aydınlık günler bekle geleceğiz birlikte
Başlıyor hikayemiz
Bir eylül akşamı
Adımlar atıyoruz birbirimize
Ne günler o günler
Kaldırıyor olduğum yerden
Dingin yüreğimin fitilini ateşliyor
Ben varım diyor gözleri her değdiğinde solgun yüzüme
Utanıyorum uzun uzun bakmaya
Kelimelerin sonunu getiremiyorum çoğunlukla
Hayranı oluyorum şen sesinin
Müptela oluyorum ışığına
Bir gün görmesem ikinciye kokusu sarıyor etrafımı
Onsuz bir an olamaz artık diyorum
Düşümde o peşinde ben
Yanımda o dilinde ben
Ayları deviriyoruz
Derken
Uyanma vakti erken geliyor
Kış günü sobasız bir evde uyanmanın ne demek olduğunu bilenler
Bilirler bu uyanma işi ne eziyettir
En beter kış günüme uyanıyorum
Vaveylan eyliyorum dilimden çıkan her sözcüğü
Boğuluyorum daralan yüreğimin sancısından
Sus diye inliyorum
Duyan kim!
Saçlarımı satmış, ellerim nasır, dilim küfür kıyamet
Seviyordu beni, ben seviyordum onu
Nereden çıktı bu ihanet?
Kanına kim girdi?
Kim çaldı benden seni?
Diye diye varıyorum gerçeğe
Her deliği benim için yapılmış sanıyorum
Kuyruğuma teneke de bağlıyorum üstelik sığamadığım yerlerde
Böyleyim diyor
Sevemem sadece seni
Kocaman bir yüreğim var benim seninle boş bırakamam diyor
Doluyorum, taşıyorum
Tekrar tekrar bağrıma basıyorum o geniş yüreği
Olmuyor
Başa sarıyorum
Yaza varıyoruz
Hüzünlü
Yüreğim düşüyor ayaklarımızın üzerine bir akşam
Geceye yakın
Önce yine o basıyor üzerine
Sonra ben eğilip kaldırmak yerine eziyorum Öldürüyorum
Gık diyemiyor artık
O günden beri bu odada yaşıyorum

Yüreğimin orta yeri hoş geldin
Arka odayı sana bırakıyorum.

Fatma Fındık
Kayıt Tarihi : 6.10.2011 14:04:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Sedat Irmak
    Sedat Irmak

    hayat ne kadar umutsuz olursa olsun biz hayata inat mutlu olmak zorundayız nedenmi çünkü insan umudu olduğu sürece sever ama dediğin gibi aynı duyguları yaşayıp aynı dertten muzdarip olan ancak birbirlerinin kurmuş olduğu manayı anlayabilir ve çözebilir aslında söyleyecek o kadar çok gerçeğim varki dertleşecek o kadar anlatyacağım o kadar varki yanlızlığa dair bir dost bulmak anlayabilen yalnız bir sırdaş bulabilmek dahada zor...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)