Mart fırtınasına mı yakalandın, prenses?
Kar, her seferinde yüzüne değdiğinde...
beni hatırla.
Unutma, ben de aynı rüzgârda savruldum.
Elif teline vurdum sazımı,
rüzgârla düet ediyorum,
adını çalıyorum yalnızlığın perdesinden.
Her pencereme vuran kar,
sobama düşer bir sevgi parçası gibi.
Fırına attığım her aşk,
günahlarımı közlüyor —
sıcaklık değil, azap yayıyor o duman.
Ellerin sobanın ısısına yaslandığında,
saçlarına bir kül düşer.
Geçmişin izidir o —
yanan bir hatıradan arta kalan.
Gözlerin yeşile döner,
gülümsemen titrek bir mum ışığında
kendine yer arar ellerimde.
Fırtınada boğuşurken senin sıcaklığın
montumun astarında gizlenir.
Karla karışık yağmur olurum,
avuçlarına düşmeden eririm yüreğinde.
Yanıma oturursun,
sessizlik mumun alevi gibi titrer.
Nurunda yanarım.
Sazımın ucuna Elif teli takarım,
ve senin için...
oynarım.
Kayıt Tarihi : 5.2.2026 23:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!