O zaman da aynı karanlık, aynı yarasaydı,
Manolya delirmezden önce.
Büyükannemizin kocaman bakla bir evi,
Uzun pencereleri vardı, sedirinde
Ölü doğmuş fareler pembeliği.
Okurduk leziz balgamlı gazetelerini büyükbabamızın,
Okşarken ve korkarken erkek anamızdan,
Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun
Devamını Oku
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun




kadın şair olunca insanlığı yeniden doğurur
kadın gerçekliği daha acılı ve sancılı
doğurma sancısından değil
doğurtma sancısından
önce kadını sonra erkeği yeniden doğurtma sancısı
bir karmaşa içinde
Her şeyi arapsaçı yapmadan bir şiir yazmanızı çok isterdim.Böyle arapsaçı taktiğiyle gizem katıyorsunuz mutlaka bir kaç anlaşılır şey serpiştirerekte gönülleri kazanıveriyorsunuz yani fazla zahmete gerek yok...
''İçimdeki anne ölmeden önce, içimdeki babanın bir gözü görürdü içimdeki çocukları, anne ölünce babanın diğer gözü de kapandı, her ikisi de kör iki gözleri içteki çocukluğu yadsıdı.
Sonra sözcüklerin kumda bıraktıgı izlerin içine yerleştim...''
Ölmek
Bir sanattır,her şey gibi
Eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi
Öyle ustaca ki insana korkunç geliyor.
Öyle ustaca ki insana gerçeklik duygusu veriyor.
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta