Kalemim dertlidir, yüreğim yara,
Doğruyu söyledim düştüm bu dara.
Akı ak eyledim, karayı kara,
Hakkın divanında sızdım reisim.
Geceler şahittir uykusuzluğa,
Boyun eğmem zulme, haksızlığa.
Dünya alışmışken vefasızlığa,
Ben edeple sabrı kazdım reisim.
Hırsızın sırtını sıvazlar onlar,
Mazlumun ahını ne bilsin canlar?
Zehirle dolsa da verilen camlar,
Ben yine gerçeği süzdüm reisim.
Ferman buyursanız, asın bu canı,
Toprak kabul etmez haksız olanı.
Dönderip sırtımı her bir yalanı,
Kendi defterimden sildim reisim.
Şairin mirası bir kırık kalem,
Beni böyle bilsin cümle bu alem.
Gelse de başıma keder ve elem,
Zalimin bendini bozdum reisim.
Eğilmek yakışmaz Türk’ün soyuna,
Gelmedim dünyanın kirli oyununa.
Yağlı urgan geçse bile boynuma,
Ben bu hür sevdayı yazdım reisim.
Gönül kalemimle çektim setimi,
Helal lokma ile kurdum etimi.
Satsalar da vatanımı, ketimi,
Sessizce mezarımı kazdım reisim.
Meydanı bırakmam üç beş arsıza,
Alkış tutamam hiç arsız hırsıza.
Yüreğim yanıyor, dert sızım sıza,
Sükûtun mührünü çözdüm reisim.
Gelenler gideni aratır oldu,
Zulmetin karanlığı her yanı doldu.
Nice umutlarım filizken soldu,
Yine de kadere razım reisim.
Şeref bir gömlektir, giymesi çetin,
Rengi değişmezmiş gerçek niyetin.
Ödense de bedeli bunca külfetin,
Doğruluğun yolunda gezdim reisim.
Hak terazisinde tartılmaz günah,
Mazlumun dilinde bitmiyor eyvah.
Adalet dediğin gelmezse sabah,
Karanlığı nurla ezdim reisim.
Kanunlar yazılmış raflarda durur,
Gücü yeten her gün bir darbe vurur.
Yırtıldı perdeler, kalmadı gurur,
Ben bu gidişattan bezdim reisim.
Zenginin lehine döner bu çarklar,
Aramızda açıldı derin bataklar.
Suçsuzun üstüne çökerken dağlar,
Sessizce bağrımı ezdim reisim.
Mahkeme salonu, duvarlar soğuk,
Gerçekler boğazda kalıyor boğuk.
Vicdanlar çürümüş, gönüller kovuk,
Doğruyu iğneyle kazdım reisim.
Mizan kurulunca belli olur hak,
Alnımız her zaman tertemiz ve ak.
İster hapis eyle, istersen bırak,
Zinciri ruhumda çözdüm reisim.
Gayrı hüküm senin, kalem senin elinde,
Yalan dolan gezer namert dilinde.
Savrulsam da feleğin sert yelinde,
Dosdoğru köprüden geçtim reisim.
Makamlar gelip geçer, baki kalmaz,
Haramla kurulan yuva gün almaz.
Gönül terazisi hiç yanlış tartmaz,
Ben hakkın yolunu seçtim reisim.
Evlatlarım mahzun, boyunları bükük,
Sırtımda onurun yükü, dünya bir höyük.
Vicdan dediğin en kutsal, en büyük,
Ben bu imtihanı çözdüm reisim.
Yusuf'u zindanda eyleyen sabır,
Elbet bir gün açılır o nurlu kabir.
Kula kulluk etmek en büyük kahır,
Ben nefsimin bendini bozdum reisim.
Şimdi ister sustur, ister konuş de,
İster bu canımı ateşe düş de.
Huzur-u mahşerde, o son görüşte,
Alnı açık gelmeye söz verdim reisim.
Kayıt Tarihi : 25.12.2025 12:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!