Bir rüzgâr esti, göğün derin yerinden.
Bir nefes can buldu hayatın içinden.
Bir ses yükseldi arş-ı alâya.
Dar sokakların loşluğu dokunur
Vücutsal iklimine
Çepeçevre bir yalnızlığa sarınır bedenin
Rezonans aralıklara sokulsa da ruhani tarafın
Sığındığın aynı dökülen yalanlar farklıdır gözlerinden
Karartma gecesinde yıkanır bedenin
Günler uzarken kuytuda
Hayaller doğruluyordu ufukta.
Benden uzakta ne sabahlar kuruluyor
Ne akşamlar doğuyordu hesapsız.
Gölgelerin kucağında yeni kahkahaların
Küçük gülümsemeleri doğuyordu dünyaya
Yollar yoklukların varlıklarına asılı
Gölgeli düğümlerin üzeri mühürlenmiş
Güğümler yansır sırları dökülmüş aynadan
Ağızları kalın kilitlerle örtülü.
Tozlu yolların üzerinde
Ağır ağır yürürken ayaklar, yerler gölgeli
Bir melodidir akşam rüzgarı.
Camdan narince süzülüverir, kanatları ile uçarı...
Bir perdenin hışırtısında salınır akşamları.
Bir hüzün düşer gönül teline
Olur, akşam.
Düşer gölge!
Başlar bir telaş…
Sisler dayanır pusuya
Ay doğar geceye.
Ay ışığının gölgesine yaslanmış
Bir buğulu bakıştı gözlerin.
Yıldızlardan aşırılmış bir güzellikti saçların.
Derin alevlerin kuytusuydu
Ten rengine dayalı…
Kendi rüyasına bakardı gözler hülyalı…
Kadındı, gece düşlü
Gündüz gülüşlü…
Yıldızlar düşerdi göklerden saçlarına hafiften kederli.
Umutlar kayıp giderdi ellerinden deryaya…
Yakamozlar denizlere değil de
Şimdi kurşuna dizdiğin geceleri,
Al sar koynuna.
Gündüzler doluşmuşken kocaman derin bir çuvala
Kaldır çuvalı, haydi sırtına!
Sonra götürüp bırak ıssızlığın ortasına.
Ağla tek başına çıkartamadığın günahlara.
Geceydi…
Şehrin tüm ışıkları sönmüştü.
Görünen sırlar derin uykuda,
Görünmeyenler ayakta, nöbetteydi...
Bir keskin bekçi düdüğünün
Çığlığıyla uyanmıştı gündüz uyuyanlar.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!