Utku ÇAKAR 1972 Nallıhan'da doğdu. Çocukluğu,
bu yemyeşil anadolu kasabasında geçiren Çakar,
lise öğrenimi sırasında Ankara’yla ve şehir yaşantısıyla
tanıştı.
Daha sonra Eskişehir M.Y okulu, bilgisayar proğramcılığı bölümden 1994 yılında mezun oldu.
Sonrasında hep yazılımcı olarak çalıştı.
2010 yılında 'Rüzgar Ağlatısı' isimli şiir kitabını yayınladı.
www.ruzgaraglatisi.com sitesinden online olarak da okuyabilirsiniz.
Beyler,
Buyrun sofraya
beklemeyin davetiye.
Kusura kalmayın
mindersiz ahşap sandalye.
Gökyüzü uzun zamandır yerindeydi.
Bir tek güneş vardı ondan eski.
Kum tanelerinin tenime bulaştığı yerden baktığımda,
ne kadar da geniş görünürdü gözüme mavi.
Yeşil soğanı ekmek arasına,
koyanlardandık.
Sapını yerdik,
kıtır kıtır,
tuza banarak.
Şehirlilerin semt pazarlarında gezdiği,
teraslarda güllerin yetiştiği,
suyun çeşmelerden aktığı,
saçların hergün yıkandığı,
zamanlardı.
Hanife hanımın tül perdesinin asma halkaları gibi, geçerdi günlerim.
Börekteki maydanozların kalın sapları gelirdi, dilimin ucuna, bir türlü yutamazdım.
Camın önünden geçerken, biraz yavaşlardı adımlarım.
Sıradan, aheste bir tavır takınırdım.
Gözlerim çok değil hafifçe dönerdi camına, orda olma olasılığına.
Yeri örten karanlığın ortasında beliren aydınlıktı o.
Ona bakan kızlara hemen âşık olur,
dolaşırdı peşlerinde bütün gece boyu.
Bazen yüzünü yarım tutar,
Selam dedim, salak anladı, Deli.
Selam dedim, salam anladı, Şişko.
Selam dedim, selin anladı, Aşık.
Selam dedim, merhaba dedi birisi.
Ey üstüme yüklenen bu sorumluluk, iş ve faturalar,
Ey ruhuma yığılan inanç, iyilik ve haram,
Ey doğama işleyen bilgi, tarih ve matematik,
Ey kalbime giren aşk, şehvet ve anaç,
Ey gündüzüme giren karanlık, Ölüm,
Ey benimle oynayan aklım.
Yaz Gecesinde ılık bir esinti var.
Yıldızlar nispeten az.
Yalnız geçen gecede,
sabahı beklemeye karar verdim.
İpek yolunda,
bir yerdeydi
doğduğum yer.
Bir kervanın heybesine saklandığım günlerdi.
Sade beni fark ederdi.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!