Irmakların peşine düştüm
Buluştum denizlerle.
Geride kaldı dağlar ovalar
Ve hatıralar.
Yaş kemâle erince insan sık sık içsel yolculuk yapıyor.
Gönül bu, girmediği köşe kalmıyor.
Kâh çocukluk kâh gençlik yılları.
Tabii genellikle geçmiş zamanlar.
Ne yalan söyleyeyim, hoşuma da gidiyor.
Zaten hayat dediğimiz kavram yaşanmışlıkların bilançosu.
Amasya'da çifte minareli bir cami.
Tarihi mi tarihi.
Şadırvanına güvercin konmuş...
İmaret'in bahçesi.
Bunalımlı zamanlardan geçer insan,
söz yorulur, umut susar,
siyaset çamur olur,
ayak bileklerimize kadar.
Tohum toprakla buluştu
Toplayıcıydı, avcıydı insan
Erectus, Spaiens devirleri çok gerilerde kalmıştı
Zordu mağarada hayat
DAVET
Amasya karlar altında
İmaret'in bahçesi ise bir başka.
Serçeler konmuş yaşlı çınarların kuru dallarına
Gövde de kocaman bir oyuk
Sessizlik yine çöktü geceye
Nihavend var yüreğimde
Davetkâr notalar dans ediyor
Yolculuk var geçmişe.
Anılar…
İnsan yaşadıkça peşini bırakmayan
sessiz yol arkadaşları.
Bazen bir akşamüstü gelirler,
hiç çağırmadan kapıyı çalarlar.
Bir kokuyla, bir sokak adıyla,
GÜNEŞ DOĞARKEN
Hayatın tümünde acılar var...
Ne kadar az karşılaşırsan orayı mutluluk dolduruyor.
HÜZZAMIN İÇİNDE, MEMLEKETTEYİM
Son zamanlarda birileri dedi ki, sen ne anlarsın;
Amasya'nın son hâlinden?
Belki haklılar...
Ben anlamam cemaatlerin, tarikatların hükümdarlığından.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!