Dağların sırtında bir rüya kurdum ben,
Taştan, buzdan, hayalden bir kule.
Wagner’in notaları sızar penceremden,
Kuğular çeker beni göle, derine.
Sophie’nin eline dokunamadım hiç,
Yüzüğü taktım ama parmaklarımda eridi.
Nişanlandık sözde, dağlar şahit oldu,
Ama düğün olmadı, davul çalınmadı.
On yedi yıl döktüm altın, taş, hayal,
Rüya dursun diye zamana inat.
Ama rüya kısa sürer krallar için de,
172 gün… sonra kapanır kanat.
Zaman güldü yüzüme, “Sen sadece delisin” dedi,
Ben de güldüm geriye: “Delilik sensiz daha iyi!”
Şimdi kimse yok kulelerimde,
Sadece rüzgâr çalar eski şarkıyı.
Neuschwanstein susar, göl susar, ben susarım,
Kuğu yalnızdır, kral da öyle sayılır.
Lanet olsun yarım kalan her şeye!
Biz ki rüzgârın avcunda bir toz değil miyiz?
Bir nota, bir kuğu, bir kule… ve biz.
Hüzünlerimle…
Kayıt Tarihi : 12.06.2026 15:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bavyera Krallığı’nın kralı Ludwig II ‘nin hayatı çok ilgimi çekmiştir.1864’te 18 yaşında tahta geçti. 1868’de Neuschwanstein’ın temeli atıldı. İnşaat 17 yıl sürdü, 1886’ya kadar devam etti. Yani 12 yıl bekledi, rüya gibi bir yer yaptı, ama 2 haftadan biraz fazla yaşayabildi orada.1886 Haziran’ında 40 yaşındayken gizemli şekilde öldü. Gölde boğulmuş bulundu, yanında doktoru da vardı. İntihar mı, cinayet mi hâlâ tartışmalı. Ölümünden sonra şato halka açıldı, borçları kapatmak için. Sonuçta üç kez gittiğim bu şatonun ve kralın hikayesi beni çok etkilemiştir.Onunla ilgili bir şiir yazmak geldi içimden.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!