bir temmuz aralığından bir eylül kirişlemesine dek
Lise çağlarımızdı ekmek arası simit yerdik
ve nerde hain kız varsa varıp onu severdik.
Yasaktı sigara içmek
duvardan atlardık yanda ki okulun kızlarına hava atmak için
Ve bazen düşerdik...
İlk kavgamı o vakit yaptım işte Kübra için
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Sn. Çetinkaya
Çok güzel bir geçmişe yolculuk. Hatıraları anmak çok güzel. 10
Okul bir bitse diye bakardık
kapalı cezaevi gibi gelirdi o zamanlar,
saat 4 oldu mu koşarak çıkardık.
Hep Ümit alıştırdı kahveye
boş dersler de kaçar pişti oynardık.
İzninizle bir şiirimle katkıda bulunmak istiyorum.
Sislerin Ardında Kalan Gençliğim
Yanarım yanardağlar gibi ne zaman baksam geçmişime
Ağlar, ah ederim sislerin ardında kalan gençliğime
Solmuş resimler, geri gelmeyecek yaşanmamış onca yıl
Ağlar, ah ederim sislerin ardında kalan gençliğime
Gözlerinizden ışık, kaleminizden ilham eksik olmasın.
Sevgiler.
Alimoğlu
Başarılı bir öyküleyici anlatım örneği.Oldukça akıcı olmuş Mustafa kardeşim.Duygularını, konuşurcasına rahat ifade etmen şiire büyük bir güzellik katmış.
Yürekten kutluyorum, saygılarımla...
Güzel şiire..dizelere..ve bir yaşam serüvenini şiire taşıyan kaleme tebrikler.....
uzun ama sürükleyici açıkçası kesmek te gelmedi içimden bittiğinde fareyi indirdim devam eder diye belki...lezzetli bir şiir .çok beğendim
hoş şiir olmuş. en çokta ekmek arası yenen simiti sevdim. bizde çok yedik zamanında . hem şiire duurş olarak farklı bir güzellik ka[tmış . Şiir biraz uzun uzadıya gitmiş ama mana da yerinde gibi. yinede kısa şiirlere taraftarım. her ne kadar bazı şairlerin şiirleri sayfalardca sürüyor olsada
tebrikler
Hadi küçül bakalım küçülebilirsen... Geçen yıllar hep ah'lı yıllar.
Sanki geçmişimin filmiydi şiir
Hikayede yalnız isimler başka.
Seyrettirdin beni kendime şair
Bir daha gelseydi o günler keşke.
Keşke...
Çok güzel olmuş şair.
Lise çağlarımızdı; ekmek arası simit yerdik
adam olmakta yoktu gözümüz
soytarılığı severdik, yasakları severdik...
Ah o vakitler yok mu be
bir an evvel büyümek isterdik......
Keşke hiç bitmeseydi lise yılları
Hiç vermeseydi Süleyman hoca diplomayı,
Keşke hep çocuk kalsaydı duygularımız,
Öğrenmeseydik yaşamayı......
Ah o yıllar yok mu be, ah o lise çağları....
...geçen geçmiş artık önümüze bakacak ve elimizdeki fırsatları değerlendireceğiz...saygılarımla şiirinizi tebrik ederim..Mehmet Karlı
YÜREĞİNİZE SAĞLIK DOSTUM KALEMİN DAM OLSUN GUZEL BİR ANI CANLANMIŞ SANKİ.
Sevgilerimle Şebap TEKER
''Keşke hiç bitmeseydi lise yılları
Hiç vermeseydi Süleyman hoca diplomayı,
Keşke hep çocuk kalsaydı duygularımız,
Öğrenmeseydik yaşamayı......
Ah o yıllar yok mu be, ah o lise çağları.... '' Bugün garip bir tesadüf bu okuduğum ikinci lise yıllarını anlatan şiir..Sanki anlaştınız beni hüzne boğmak için...Keşkeler olmuyor ve hiçbirşey geri gelmiyor...Adam olmakta yoktu gözümüz demişsiniz ya..Aslında bizler sadece çocuk olmak istiyorduk büyüyünce hayat zaten insanı kendiliğinden adam etmiyor mu? Tebrikler şair....
Bu şiir ile ilgili 18 tane yorum bulunmakta