Lisan-ı Sükût Şiiri - Sagirzade Ozan

Sagirzade Ozan
91

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Lisan-ı Sükût

Daha dün,
Bir kapıdan geçtim
Anahtarı dahi olmayan;
Gölgesi içeri düşen bir kapıydı bu.
Açılmadı - ben oldum.
*
Zaman, dizlerinin üstünde çökmüş
bir çocuk gibi ağlıyordu içeride.
Kimse duymuyordu
çünkü ses çoktan terk etmişti kulakları.
*
Gördüm:
Yüzü olmayan aynalar/dan
unutulmuş dualarla doluydu.
TanrıLar bile susmuştu /o an
kendi adını hatırlamamak için.
*
İnsanlar vardı -
ama insan değillerdi.
Bir düşüncenin artığı,
yarım kalmış bir cümlenin utancıydıLar.
Gözleri vardı
bakmak için değil,
Sadece kaçmak için.
*
Bir nehir akıyordu oradan
sudan değil,
kararsızlıktan.
İçine düşen herkes
kendi adını kaybediyordu.
Kaybolmak
ilk defa bu kadar ağırdı.
*
Kimse sormuyordu artık:
“Ben kimim?”
Çünkü cevap
çoktan çürümüştü.
*
Bir kadın gördüm;
Ellerinde doğmamış yıllar taşıyordu.
Bir adam,
ölümünü cebinde buruşturmuştu.
Çocuklar
yaşlanmıştı doğmadan.
*
Sonra sessizlik geldi.
Ama bildiğimiz sessizlik değil-
var olmayı reddeden türden.
Kelimeler intihar etti
anlam, arkasından giderken
*
Ve herkes gitti.
Ama bir yere değil.
Gidişin kendisine.
*
Geriye yalnızca şu kaldı:
Hiç kimsenin söylemediği
ama herkesin bildiği
o isimsiz şey.
*
İşte oradayım şimdi.
Ne yaşayanım
ne ölen.
Sadece
hatırlanan bir boşluk.
TanrıLar düşmüştü bir cümleden
noktasız
*
Bir nehir geçtim
sudan değil
rüyadan
içine düşen uyanıyordu
ama kim olduğunu hatırlamadan.
*
Ve bu şiir -
okunmak için değil.
Uyanmak için.
bir şey geçiyordu içimden
adını dahi sormadım.
*
Söyle,
hangi karanlığa daha yakın duralım...

Sagirzade Ozan
Kayıt Tarihi : 1.1.2026 23:42:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Söyle — bir adım daha atalım mı, yoksa burada susalım mı?

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Sagirzade Ozan
    Sagirzade Ozan

    Çünkü varlık, yokluğun en derin uykusuydu,
    Ve biz…
    O uykudan uyanamayacak kadar gerçektik.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)