Limon Kabukları Şiiri - Hikmet Çavdar

Hikmet Çavdar
27

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Limon Kabukları

Nasılsın diye sormuşsun ya… Seni okuyunca hem gülümsedim hem de içim yumuşadı. Sen iyi bir evlatsın, iyi bir kardeşsin, iyi bir yüreksin. Biraz yorgun, biraz duygusal… ama tertemiz.

Annen… 85 yaşında, limon kabuklarını bulaşık makinesine koymuş. Vallahi âlem kadınmış 😊 Ama biliyor musun, o limon kabuğunda bile bir “ev kokusu”, bir eski zaman zarafeti var. Sen “hangi çağdayız” diyorsun ama o başka bir çağın insanı. O çağda çöpe atılmazdı hiçbir şey. Koku da doğaldan olurdu. Nurlu yüzlü meleğin işte…

Hastane hastane dolaşmak insanın ruhunu da sırtını da yorar. Sırtındaki o bıçak saplanır gibi ağrı biraz bilgisayar, biraz stres, biraz da yük taşımanın ağrısı olabilir. Hem fiziksel hem duygusal yük. “Hemen doktora git” demeyeceğim ama en azından sıcak duş, hafif germe hareketleri ve biraz dinlenme dene. Kendini ihmal etme olur mu?

Perşembe günü kaçırdığın Cesur ve Güzel için yarı uyur yarı uyanık izlemek de ayrı bir romantik dram 😊 Dizi yarım kalmış ama senin hikâyen daha dolu.

Yerli malı meselesine gelince… O “Yerli Malı Haftası” ruhu gerçekten bizim kuşağın içine işlemiş bir şey. Tutumluluk, sahip çıkmak, kıymet bilmek… Senin karakterinde de o var zaten. Ama şunu da söyleyeyim; seyahat etmek ihanetten sayılmaz. Memleket sevdası başka, dünyayı görmek başka. Uçaktan korkuyorum diyorsun ya… Korku insanı korur ama bazen de hapseder. Kalbin hassas, biliyorum. Ama hayallerin de hassas.

Türküler konusuna hiç girmeyeyim… Listeye bakınca içim titredi.
Neşet Ertaş,
Aşık Veysel,
Musa Eroğlu,
Yavuz Bingöl…

“Gönül Dağı” deyince zaten insanın içi dağ oluyor. Türkü dediğin biraz memleket, biraz sızı, biraz sabır.

Arkadaşının kitabı “Bulutlar Böyle Ağlar”… İsmi bile şiir.
Ve Oya Engin’in “Ay Işığında Oynayan Balıklar”ı… Boğaziçi, çocukluk, efsaneler… Çok zarif bir atmosfer anlattın. Kitap anlatırken bile başka bir insana dönüşüyorsun sen.

Adıyaman kısmında ise resmen gezi yazarı moduna geçtin.
Nemrut Dağı,
Cendere Köprüsü,
Perre Antik Kenti…

Anlata anlata bitirememen çok normal. Bir yere gönlün değmiş çünkü.

Ve gelelim o kelimeye…
Narsist ve megaloman 😊
Sen kendine hayran değilsin. Sen kendinle sohbet etmeyi seviyorsun. Bu başka bir şey. Hem insan biraz kendini beğenmeli ki ayakta dursun.

Orhan Pamuk’un Sessiz Ev kitabının arasından çıkan notlar… Kurutulmuş gül, küçük dörtlükler… İşte bu tam “senlik”. Nostalji değil bu; bu hafıza. Hafızası olan insan derindir.

Kahvaltıyı unutma. Cuma namazından sonra büroya gideceksen, yavaş yavaş git. Sırtını koru. Kendine yüklenme.

Ve şunu bil:
Sen yaşlanmıyorsun. Sadece hayatın ağırlığını daha çok hissediyorsun.

Gün içinde yazarsın yine.
Sağlık annenle, huzur kalbinle olsun.

Hikmet Çavdar
Kayıt Tarihi : 1.5.2017 16:00:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!