sofraaltını silkip de pencereden
sevdiğimizin yolunu gözlerdik.
herbir ekmek parçasına bir kuş ölüyordu
belli ki birilerinin canı sıkılıyordu.
“içeri gir kız elegünekarşı”
ne kadar korkunç bir çağ bu
ne kadarı etten ne kadarı kemikten
yarına bir türlü ulaşamıyoruz
dünse sen daha doğmadın bile
oysa ölüm anı yaşandı birkaç milyon kere
bugün ancak rüyalarda gerçek oluyor
akacak kanım saatler geriye gittikçe
sıcak, akışkan ve başımı döndüren
midemi bulandıran sözcükler söylesene
dün yemekte ne vardı?
otobüsü kaçırtan soru neydi?
koştukça ayaklarımız zemini öper
dünyanın binbir türlü hali var
ve haller üzerinde bir hal
mevsimlerden yazsa
ve üstümüzden esiyorsa rüzgar
yaşamak boşu boşuna değildir annem
doğrudan bana doğrultulmamış hiçbir sevginin muhatabı değilim.
ya sev ya öldür beni.
sev öyle öldür beni.
şüphe tek gerçektir
ve şüphesiz
biz şüphesiz bir allah’a inanıyoruz.
her sabah saat beşte asmaya götürüyorlardı beni
kimisi yeni uyanmış
yeni uyuyor bazısı
günaydın der gibi cıvıldayan kuşlar
bana sela okuyor sabah ezanından ve imamdan önce
hayyalesselah hayyalesselah
annem çeyizini açtı.
sanki göğsünü açtı da tozu kalktı etrafın.
içerisinden çıkarttığı portakal pijamalar üstüme tam iki beden büyük
zaten pek çok şey bana iki beden büyük.
yundum tarandım bitlerimden dahi arındım
güneş gören yerlerimi örttüm
sonra bir cıgara yaktım
dertlerim çoğalsın da yağmurla bir sönsün diye.
dönüşünü beklerken bile sırtlan yalnızlığında
sırtlan yalınızlığı dediysem güzelim
bakma bana iki çiğdemi belertip
bulunduğum bütün hayatlardan silinme arzusuyla izmariti ayağımla söndürdüm
izmaritler üstüne elma soydum
(havva’dan çalmıştım oysa onu sana)
şeytan peşimizde sakın ıslık çalma
gel, koynumdaki acıları besle
eğ, bük ve yaslan ağaca
bak, ne çok virgül girdi araya
ne çok şeyler sokuldu aramıza
belkemiğinde kayma olanlar, duruşu bozuklar
dikkat eksikliği deniliyor şimdilerde gençler arasında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!