Kaderime vurulmuş bir pençe alacağım var,
Serçe kanadında asılıydı oysa hevesim
Sanırsınız hiç çökmez bu duvar
Bir nem kokusuna bakar gözleri
Eski bir şiir kaybettim
Bir asrı ilmik ilmik ördüm oysa
Akmayan Tuna’ya aktı gözlerim
Koşar adımlarla yaklaştım ona
Kaldık mı yine yalnız baş başa
Türküler yalan söylemez bayım
Onların acısı da sevinci de bir
Açar bam telini tam ortadan
Anlatır hikâyesini
Türküler acıyı sever bayım
Yanık olur sazın her teli
Ниту сум хипотетична, ниту далечна
Туку гранка искуната помеѓу печалба и татковина
Измеѓу зеленила, на срцето на Балканот
како еден осамен Ан сум
Tükenmez dertlerden ize büründüm
Açılan kanatlarında yer yok bana
Gizliden gizliye yola düştüm
Nar çatladı toprak yarıldı dağıldık toza dumana...
Köprü ayaklarına sarılır yosunlar
Bağlanır al yazmalar dolanır yaralara
Hüzünlü bir hikâyedir Üsküp,
taşıyla, toprağıyla, insanıyla...
Bir kopuşun şiiridir
Avazım çıktığı kadar sustum
Çilem dolmadan dökmem içimi
Sabrımı ölçmeye kalkan
Çatlatır taşını şimdi
Bilir misin, susmaya çok alıştım
Herkesin bir hikâyesi
Bizim hikâyemizin ne sonu ne de başı vardır
Hayatın tam ortasına oturmuş
Nereden geldim buraya bakışı yandır...
Sonunu düşünmeden olaylara dalışımız
Bir asıra sığdırdığımız sükûtumuz bize yârdır...
Bir şehir çarpıyor yüzüme aynada
Hakikati ara ağaç kesilmiş kuş olsan da
Kal biraz daha kimsesiz güvercinler hatırına
Yana yakıla kar yağıyor buralara...
Zaman kıvrılan bir gerdan kuytuda
Anlık bir kar yağışı sevinciydi yaşadığımız
Beyaz duygularla toprağa sevdalandık...
Kaç kilometre yağdık,
kaç karınca gelişimize üzüldü, bilmiyorum...
Sahi karıncalar kışın uyur mu?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!