Söyle ey şehir sana kaç şiir yazıldı bozgundan sonra
Kaç ağıt yakıldı...
Derinliklerine daldım yine bu sabah
Koskoca şu dünyada akan nehrin kadar kim yakın oldu sana
Akar mı derdin kederin köprü altında...
Bilirim çok sular aktı
Tükenmez dertlerden ize büründüm
Açılan kanatlarında yer yok bana
Gizliden gizliye yola düştüm
Nar çatladı toprak yarıldı dağıldık toza dumana...
Köprü ayaklarına sarılır yosunlar
Bağlanır al yazmalar dolanır yaralara
Hüzünlü bir hikâyedir Üsküp,
taşıyla, toprağıyla, insanıyla...
Bir kopuşun şiiridir
Avazım çıktığı kadar sustum
Çilem dolmadan dökmem içimi
Sabrımı ölçmeye kalkan
Çatlatır taşını şimdi
Bilir misin, susmaya çok alıştım
Herkesin bir hikâyesi
Bizim hikâyemizin ne sonu ne de başı vardır
Hayatın tam ortasına oturmuş
Nereden geldim buraya bakışı yandır...
Sonunu düşünmeden olaylara dalışımız
Bir asıra sığdırdığımız sükûtumuz bize yârdır...
Bir şehir çarpıyor yüzüme aynada
Hakikati ara ağaç kesilmiş kuş olsan da
Kal biraz daha kimsesiz güvercinler hatırına
Yana yakıla kar yağıyor buralara...
Zaman kıvrılan bir gerdan kuytuda
Anlık bir kar yağışı sevinciydi yaşadığımız
Beyaz duygularla toprağa sevdalandık...
Kaç kilometre yağdık,
kaç karınca gelişimize üzüldü, bilmiyorum...
Sahi karıncalar kışın uyur mu?
Yarım kalmış hikâyelerimiz vardı bizim
tamamlayamadığımız,
gökyüzü kadar sonsuz görünürdü,
Alaca morun ve lacivertin ortasından bir sayfa koparttık
ve sonra o güzel insanlar güzel atlara binip gittiler...
Yorgunum ama ümitsiz değil
Hep eylüldendi bu huzursuzluk
Kaç beden büyüktü savaşlarım bilmiyorum
Nasıl olsa hepsini seneye de giyerdim
Cephelerde yaralanan dostlarım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!