Duygularım çok ağırlaştı.
Gözlerim görmüyor kamaştı.
Artık delilik amma yanaştı.
Ağlamak istiyor hıçkırıklar.
Çık aklımdan bitsin bu kahır.
Gözlerin vurdu beni zincirlere
O saçlarında birer kelepçeye
Bilmem nasıl başladı tutsaklık
Sanırım vuruldum ilk görüşte
Seni anlatayım ta ki ebede
Yorgunluk bırakmaz peşimi.
Ayaklarım dünün yetimi.
Yürürken bu soğuk kesilmez.
Kazağım olsa dahi koyun ipliği.
Binekten bineğe geçmek zor geliyor.
Çok delice çılgınca bir his
var kafamda.
İplerin birbirine girmesi gibi karışmış,
bitmiş bir his.
Hiç bir şey yapamıyorum
içimdeki korkakla.
Bunun kalmadı artık boyu posu yaşı
Olmayalım bu durumun aşinası
Yapılması gerekenin en alası
Kopartmaktır gövdesine ağır gelen başı
Bir adam gördüm yaşlımı yaşlı.
Bir adam gördüm gözleri yaşlı.
Ancak yaşlar su gibi değil aldı.
Bir adam gördüm gözleri yaşlı.
Yanımda ağlıyordu hüngür hüngür.
İbaretse hayatın kutudaki yansımayla,
Kafan dolmuşsa onla, bunla,
Canın hiç bir şey yapmak istemiyorsa,
Neden yönelmezsin yaratana.
Nankördür insanların çoğu.
O narin teninin güneş misali parladığı,
Pürüzsüz dudaklarının insanın aklını aldığı,
İnce detaylı gülüşüne romanlar yazılacağı,
Her baktığımda kalbimin yerinden fırladığı,
İnsanın saatlerce esir alındığı,
Zamanın akmadığı,
Bu gece uykuya ulaştığımda
Gördüğüm manzara, rüya olmasın
Koşupta orada sarıldığımda
Dokunduğum melek, rüya olmasın
Bakıpta saçına yandığım zaman
İçimden neler neler geçiriyorum bir bilsen.
Asırlar boyu asırlar boyu hiç üşenmeden,
Sana seni anlatsam sende dinlesen.
Ne olurdu ne olurdu bir kere anlatabilsem.
Güneş gibi parlayan saçlarını saysam tel tel.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!