Lacivert bir gecede
Yıldızlar yağdı üzerime
Seni seviyorum dedim ilk kez
Binlerce papatyadan damlalar
Doldu gözlerime
Seni seviyorum dedim hiç utanmadan
Kazıdım seni her sözcükle
..
lacivert bir gökyüzünde
gökkuşağını ararken
mavi düğümler atsam umutlara,
kederlere sarı
özlem büyürken kırmızıda,
sevgiyide,isyanıda boyamalı
hüznün rengi eflatun olmalı
..
Oysa her akşam bu vapurla sana geldim ben
Lâcivert gözlerinin derinliğinde
Sevdâlarım oldu belli belirsiz…
Buğulu camlar ardında gizlendi bakışlarım
Göğsüme bir elif çektin,
Bin yerinden kanadı boynu bükük umutlar
Yer yerinden oynadı…
..
Şiir hatları gemisinde
Öğrendim şair olmayı
Dolarak kadehlere
Mavi sevdalara dalmayı.
Martılar uçuşur aşk tınısı
Segah makamında yunusların dalışı
..
HÜZÜNLERİ YÜKLENDİM
Hüzünleri yüklendim
Sanki dünya başıma yıkıldı
Sabahın erken saatinde
Yine iskelede oturuyorum
Zamana kafa tuttum bu gün
..
Lâcivert bir gecenin ağaran kıyısından
Gençliğimdir kanayıp sessizce akan
Yalın korkular giyinip bir tuvale ağmışım
Şimdi 'kırmızı'yım Van Gogh'tan sıçrayan
Eksik adreslere postalanmış mektubum
Yanıtım yok yanlış gittiğim kadınlardan
..
Buruktu
çerçeveli anılar
kırağı
eliyordu nefesler
o an
solan yemindim
..
Işıklar yanıyor körfeze karşı.
Işıklar,
gerdanlık misali ışıl ışıl.
Mısra mısra yağıyor göktaşları
lacivert geceye.
Görenlere müjdeci...
ve sesler hiç kesilmiyor
..
Lacivert gece kırmızıya boyandığında,
Şehir, çığlıklarıma uyandığında,
Ölümün, şairlerin sustuğu andır.
Yaş değil gözden akan bir damla kandır.
Dudakların açık, içinde söylenmeyecek bir hece,
Benim içinse başlıyor sonsuz ve sisli gece!
..
Varmısın sevgilim,bu gece
İçelim,şöyle bir dağıtalım
Şarkılar söyliyerek sokaklarda
Lacivert geceye dolalım.
Fener yapıp sevgimizi
Yaralım ikiye geceyi,
..
Ilık
Lacivert
Yeryüzü badem
Gökyüzü yıldız pazarı
Bük bük tezgâhlar kurulmuş
Zeytin yeşili gün
Zeytin karası gece
..
Buz tutmuş yolların,
Ayazı çarpıyor…
Kestane rengi saçlarımı sakladığım,
Siyah, üzeri beyaz çizgili bereme.
Ve boynumu bir soba sıcaklığında saran,
Koyu lacivert güzel görünümlü atkıma.
Kibar gri renkli eldivenlerime rağmen,
..
Mavi bir tutkudur Marmaris'te yaşam,
Zümrüt koyların kalbinde sonsuzluğa yürüyoruz.
Ellerimizde doğanın çırpınan sabırsızlığı...
Şu dümdüz genişleyen lacivert denizde,
Göz kırpıyor gönlümüze gülümseyen yakamozlar.
..
düşlerimde okyanus gözlerin
büyümekte her gün özlemin
korkuyorum gözlerimi açmaya
ürperten o büyük yalnızlığa
sensiz geçen gecelerde
bir yıldız kayıyor gökten
neye yormalı bilmem ki
..
Yazmadığım yaz kalmadı, alıştım kışa
kar ve düş; düşün, gecenin kaçakları
kaç saattir yüzmekte, baktığım suda şehir
varsın kıyıya üç hayta, aklımın çocukları
İki sesle irkildim ahenkle biri zaman
saçak altı merdiven hayatın sancıları
..
Sıcak ve aydınlık bir Boğaziçi vapurunda
Eminönü ile Kadıköy arasında
Sevdanın tam ortasındayım
Aralık'ın sonunda
Kızkulesi İstanbul kokuyor
O da ışıl ışıl
..
Sen hiç sarılarak dalamadın uykulara benle..
Gök gürültüsünün bir çığlık olduğu,ıslak eylül gecelerinde..
Ve sen hiç göremedin eylül sabahlarında,
Turuncu bir güne açılan kömür gözlerimi benim..
Ellerimin üstünde ellerin açamadı pencereleri,
..
İki sevdalı...
Bir gece sessizce kaçmışlar uzaklara
Issız tepelerin kuytu doruklarında
Titrek, ürkek,mahçup hiç dokunmadan sevişmişler
Sonra gece kararmış alabildiğince
Kan kırmızı kötülüklere gebe lacivert bir akşam
..
Taşındım, iki düzlem öteye
Açısı dik güneşin, karaya vurmuş lacivert
İtilmiyor elin tersiyle, avuçluyor tüm gölgeleri
Havanın kuru boğazı susamış dizinin dibindeki denize
Yalnızlığa da kalabalık bulaşmış
Yakıyor, kurutuyor artık en kuytu çıplaklığı
..
Yürüdükçe yalnızlaşan yollarda, bulutlar dökülür koyu göklerden.
Mısralara düşen sessizlik güncesidir.
Lacivert gecelerden beyaz ışıklı seherlere,
Ruhum üşür ak gelinlikli sabahlarda.
Mahcup baş eğişleriyle, mültecidir göçmen kuşlar.
Çiğ dökülür, sensizlik yağar sabahlarına.
..



