Karanlık bir kuyuydun, sesimi yutan o derin boşluk,
Ne bir fener yaktın yoluma, ne de bir tutam umut.
O kapkara delikte yankılanırken sessiz çığlığım,
Sen, bir yabancı gibi izledin; bense kanadı kırık bir kuştum.
Önemsenmeyen bir kalbin enkazı kaldı geride,
Gözyaşım, yanağımda donmuş bir kristal şimdi.
Aşk dediğin, meğer sadece benim sırtlandığım bir yükmüş,
Senin kalbin o yükün altında hiç ezilmedi ki…
Bana el vermedin, parmaklarım kayalara tutundu,
Bana bakmadın, gözlerim karanlıkta görmeyi öğrendi.
Bana acımadın, ruhum kendi yarasını kendisi dikti.
Şimdi o kara delikten çıktım; üstüm başım hüzün,
Ama bak, sağ salimim, eksilmedi yüzümdeki o hüzünlü düğün.
Yalnız bırakılan o kadının kalbi artık bir mühürdür;
Kırılan her parçası, sana karşı örülen bir surdur.
Gözyaşım dindi sanma, sadece içime akıyor artık,
Aşkın bittiği yerde, asıl büyük yangınlar başlarmış.
Senin vermediğin o el, benim en büyük özgürlüğüm oldu;
Çünkü insan, en çok kendi tuttuğu ellerle ayağa kalkarmış.
Kayıt Tarihi : 5.3.2026 05:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!