Poetika Şiiri - Zeynebp Özge

Zeynebp Özge
56

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Poetika

Aristo "Özge, dinle" dedi,
Bu dersimiz "Şiir Sanatı" ile ilgili...
Bir şairin sana "Benim senden özge sevdiğim mi var?" dediğini varsayalım.
Şairin bu savı negatif seviye ile dolaylı,
Pozitif seviye ile doğrudan ilişkilidir.
Hiçbir şey anlamadı Özge bu toksik ilişkiden...
Aklı kordon boyunda aylak aylak gezerken
Çetrefilli sözcükler caddelerin kulaklarını tırmalıyordu.
Nâzım Hikmet bu soruna bir çözüm arıyordu, ceviz ağacının tepesinde...
"Sanat toplum içindir" taraftarları romantiklere savaş açmaya hazırlanıyor,
Kılıç kuşanıp süngü takıyorlardı kalemlerine.
​Düş Eğitim Bakanlığı, bu devrimci hareketlere bir son vermek amacıyla yaptığı basın açıklamasında edebiyatın karın doyurmadığını, bu tezin mantık bilimciler tarafından da doğrulandığını belirtti.
"Sanat sanat içindir" akımı "Sebk-i Hindî" akımına devredilip
Muhayyelât Üniversitesi kapatıldı.
Bu durumdan olumsuz etkilenen bir grup şair Şeyh Galip önderliğinde çileye girdi.
Bazı şairler gıdasız kalan ruhlarını doyurmak amacıyla yasak yollarla elde ettikleri takviye barok alıntılarını sokmaya başladılar satırlarına.
Nef'î bu duruma çok sinirlenip
Siham-ı Kaza (Kaza Okları)nı kaza süsü verip sağa sola fırlatmaya başladı.
Küfürleri mizahı teğet geçse de
Söz sanatlarını tam kalbinden vuruyordu.
​Bu anlam karmaşasına daha fazla dayanamayan birkaç şair kısa süre içinde delirdi.
Erasmus deliliğe saygısından Deliliğe Övgü kitabını yazıyor,
Beethoven Ay Işığında Sonat besteliyordu.
Bir grup şair içlerini dökemediklerinden muzdaripti.
Uygun zemin bulamadıkları için
Dökemedikleri bu harç yüzünden betonlaştılar.
Betonlaşan şairlerin anısına süslü nesirden inşa edilen "Taştan Kalpler" müzesi
Fuzûli'nin onayıyla taşseverlere açıldı.
Bu ızdırap günü her yıl anılmak üzere
"Milli Düş Günü" olarak ilan edildi.
​Müzenin açılış törenine katılım yoğundu.
Retorik üyeleri protokol sırasına göre en önde oturuyorlardı.
İkinci sırada mutlak iktidar köleleri...
Düzenbazlar kuralları hiçe sayıyor, amaçlarını en iyi gerçekleştirebilecekleri yerleri seçiyorlardı.
Dram, her zamanki gibi kurban rolüne bürünüp en önde yer kapmayı başarmıştı.
Komedya, duygu karmaşasından çıkamadığı için törene katılamadı.
Tragedya temsilcileri perde kapanmadan burunlarından kıl aldırmıyorlardı.
Ressamlar gözlemlerini dışa vuruyor,
Sezar bu dışa vurumları şifreli bir şekilde kodluyordu.
Şifreyi çözmeye çalışan Brütüs "Sen de mi Brütüs?" cümlesiyle irkilip yakalanınca Sezar'ın hakkını Sezar'a verdi.
Fârâbî çok bilmişler salonunda yer bulamadığı için ayakta kalmıştı.
Neyse ki daha az bildiğini kabul eden, az bulunan yüce bir şahsiyet, mütevazı abasının altından gösterdiği parmağıyla "Makam sizindir, üstadım" diyerek yer verdi.
Fârâbî dünya üzerinde konuşulan tüm dillerle teşekkür edince kerametin abada olmadığı öğrenildi.
Bizim Yunus bu sınıf ayrımcılığının gönülleri yıkacağından endişeliydi.
Kürsüye çıkıp "Söz Ola" şiiriyle, öz Türkçe seslendi kalabalığa...
Herkesin konuştuğu,
Hiç kimsenin kimseyi dinlemediği salonda bir alkış koptu.
Aristot bu "hitabet sanatı"ndan çok etkilenmişti.
Platon, "Kandırma sanatı bu, örtük iletiler var" diyerek karşı çıktı.
Hârezmî heybetle ayağa kalkıp
Tüm değerlerin karşısına sıfırı koydu.
Sınıflama algoritması bozuldu, dengeler altüst oldu.
Kendini sultan sananların tahtı sarsıldı bir sıfırla...
İbn-i Sina hızla yayılan bu kibir salgınına bir çare arıyordu laboratuvarında.
Zira bu salgın gönülden gönüle hızla yayılıyor, kısa sürede tüm benliğe sirayet ediyordu.
Neyse ki Neşet Baba kalpten kalbe açtığı gizli yollardan derman sevkiyatı yapıyor,
Sözleriyle "dağlı gönüllere" şifa oluyordu.

Bâkî (Şairler Sultanı)
Balkon konuşmasını şu sözleriyle tamamlayıp bu münakaşayı sonlandırdı:

​"Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş"

Zeynebp Özge
Kayıt Tarihi : 26.06.2026 20:21:00
Hikayesi:


​"Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş"

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!