KURBANLIK
İlkbahar mevsiminin ılık meltemleri, yeşil çayırlar üzerinde sessizce salınıyordu.
Sarı gelincikler; ılık meltemin narin salıntısı karşısında hafifçe boyunlarını büküyorlar, ince ve zarif bedenlerinde farklı şekiller oluşturuyorlardı.
Tabiatın bu karşı konulmaz tavrına ebegümeçleri, madımaklar, ince uzun çayır otları “bizde buradayız” diyerek, karşılık veriyorlar henüz toprağın altından uzatmış oldukları kafalarıyla, ılık güneşi selamlıyorlardı.
Henüz yeşermeye başlayan çayırın kenarından, köyün deresi; önüne katmış olduğu kar sularını çılgınca sürüklüyor, ağaç kovuklarının içinden köklerin altından geçiyor, henüz oymuş olduğu toprak oyuklarında anaforlar oluşturuyordu.
Kenarlarını oymuş olduğu ağaçların etrafını fır dolayı çevirerek, küçük adacıklar oluşturuyordu.
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam




EVET BAZI OLAYLARI BÖYLESİNE HİSSEDERİZ. Lakin her zaman hikayenizde olduğu gibi mutlu son olmaz. önüne geçmek mümkün olmayınca çok üzülürüz. kaleminize sağlık.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta