Kurak bir yazdı.
Göğün göğsü çatlamıştı.
Solgun saatler,
içinden geçmeyen zamanlar gibi
savrulmuştu eski defterlerin arasına.
Yorgun bir bahçeydim.
Sulak bir rüyayı çoktan unutan.
Toprağımda,
gövdesi çatlamış bir incirin
yaprak açmayan kökleri vardı.
Gözlerimden, rüzgârla sürüklenen
yük yüklü bulutlar geçti.
Her biri başka bir sessizliği taşıyarak
göğün kıyısına.
Tuzdan izler bırakarak
uzaklara uzandı kararmış katarlar.
Belki hiç dönmeyecek olanın ardından
susarak yürüyen
bir hatıranın izi gibi.
Gölgesi solmuş taşların üstünde
çatlaktı her adım.
Hiçbir dua tamamlanmamıştı orada.
Hiçbir söz
yeniden filizlenmemişti ağzımda.
Avucumda biriken susuzlukla
zamanın yüzünü ovdum.
Ama zaman,
çatlamış bir narın sabrıyla
sadece kendini çoğalttı içimde.
O eski defter.
Her sayfasında bir kuraklık izi.
Beni hatırlamayan bir geçmiş gibi
rüzgâra teslimdi artık.
Yaz bittiğinde,
adımı unutmuştu rüzgâr.
Ve ben,
yorgun bir bahçenin kıyısında
kurumuş bir su yolunu izliyordum hâlâ.
Şimdi, sesimin geride bıraktığı
boşlukta yankılanıyor
susmanın diliyle yazılmış bir hatıra:
Hiçbir şeye dokunmadan geçen
bir mevsimin iç sesi gibi.
Eliz Edebiyat Dergisi Aralık 2025 — 204. SAYI
Şahin ÇınarKayıt Tarihi : 26.1.2026 18:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!