dili damalı uçurtmalar çağı zaman
bir kuş kanadının türküsünde
oturup yaşlanarak
tütsüleniyorum
esrik bir düşün akrep başında
nazı niyazı eksik içi boş bardaklar
komşu bahçelerin bilge kirazlarının
üstünden geçen pembe topuklu
serçeler
güz mevsiminin bulanıklığının uğultusu
en çok sizi mi çarptı
yoksa
beni mi?
pencere önünde kuruyan sardunyaların
kederleri yapıştı kaldı üzerime
bir sandalye uyuşukluğu başımda
akşamdan akşama üstümde
dönüyor leyl kederler
sağdan soldan
göz çukurlarıma biriken tuzlar
rüzgârların kokusundan ateş aldı yağmurlar
yağmurlar mı coşkun
gözlerim mi?
sararan dudağımda geçmişten hatıralar
iğne deliğinden geçen mutluluğun kırık izleri
gölgeler ve yorgunluğun ağırlığından
düşüyor
ensiz omuzlarım
isimsiz sanrılar sokağından
sıralı binaların duvarlarına çarpıyor çılgın poyrazlar
ve sabahın ortasına düşen güneşin
soğuk gözlerinden yansıyan
enerjisi kopuk alazlar
ısıtmıyor ağaçları toprağı kuşları
karıncaları ve beni
yusufçuk kuşlarından
güz namesini okuyor zaman
takvimlerin sarı sarı yapraklarından
narin narin dökülüyor
incecik gün
kuşlar eskiyor yollar eskiyor kapılar eskiyor
her şey ve ben
içimde
yüzyıllık aldanış
gözlerimde tarifsiz sızı
sevdayı yıkan mutsuz can yıkımı
anıları kanatan ucu kızıl bir sanrı
sanrıdan
okkalı bir ders
ruhuma dokunan kılıçtan keskin sitem
güzden topraktan gelen hüzünlü son şarkı
alın yazısından geçen pulsuz bir mektup
ecelden gelen kısa kısa yoklamalar
kuşlardansa birkaç parlak telek
ve balkonda güzden kalan
solmuş köşeye itilmiş
karanfil
kuşları ve beni
alıp gidecek kumru resimli rüzgârlar
geride kalansa bizden küçük bir fısıltı
gözyaşından bir mendil unutkan bir kapı
kısa bir yol tozlu bir bahçe
kuru yaprak gazellerindeyse
oturup çöreklenen
bahtsız güz
27020202601:29
Ayşe Uçar
Kayıt Tarihi : 4.3.2026 20:50:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!