. Bir şehri terk ederken yağmur yağarmış, şehirde seni bırakırsa eğer. (*) Hüznün kendince bir kokusu vardır. İşte gökyüzü öyle kokarmış. Gitmene göz yuman bir şehre döndüğünde yollar asla aynı olmazmış.
. Gittiğin zaman dönmemek lazım bazen geriye. Bırakılan geride kalmalı gidişin manalı olmalı. Bu yüzden bırakıp gidemem ben hiç. Veda etmesini bilmem. Geçmişimle birlikte yaşar geleceğimi ihmal ederim. Geçtiğim her şehrin ardından arkamda iplikler bırakırım ki dönüş yolumu bulabileyim. Terk etmiş olmayayım. Dönmeyecek olsam bile ne önemi var? Önemli olan bırakmamak, sahiplenmek. Bir mazlum şehirde senin cadden, senin sineman, senin dürümcün bulabilmek bir gün dönersen.
. Sevgililerde şehirlere benzer aslında. Şehirlerde kadınlara… Mesela İstanbul bakışlarından mazide ne güzel olduğu okunan, yaşı geçmiş bol süslü bir fahişe gibidir benim gözümde. Geceleyin ışıl ışıldır, gözlerini kamaştırır. İşini bilir sohbeti iyidir. Ah birde alkolle yan yana İstanbul gibi yâr var mıdır? Fakat sabah olup koynunda gözünü açtığında, çökmüş bir kadın bulursun yanında. Gözlerinden mazide ne güzel olduğu anlaşılan. Çok gerçektir İstanbul ve çok masal.
. Ama onu düşündüğümde daha çok Yalova gelir mesela aklıma. Gül bahçelerinin arasında küçük bir sahil kenti. Rüzgar Kocaeli’nden eserse denizi kirli, Çınarcıktan eserse mis gibi. Deprem korkusunun sindiği felaketi kapıda bir masum şehir ama daha çok güneşin muhteşem bir kırmızının üzerinden battığı bir sığınak gibi.
. Ben Yalovayı hiç terk edemedim. Ansız bir bozgunla tüm gül bahçelerimi, denize kolye olan iskelelerimi ve çocukluğumun son kırıntılarını büyük bir iştahla yuttuğu halde ben oradan gidemedim. O beni terkedip gittide içime serptiği tohumdan ben bambaşka bir kent inşa ettim. Ah benim küçük sevgilim. Gülün para ile satılmadığı, emek ile koparıldığı küçük kentim. İşte o küçük kadında bir nevi Yalova gibi beklide.
. Ellerimi kanat küçük kadınım benim. Ah nice şehirler gezdim nice kadınlar sevdim. Ne Yalovayı düşlerimden silebildim ne de o küçük kadını gözlerimden.
. Ve şimdi ardımda bırakarak onu, terk ediyorum bu orospu şehri. Döneceğim elbet geri. Giderken kalabilmek asıl mühim olan. Ama ben bir parçamı bile bırakmadan gideceğim bu şehirden. İzlerim silinecek. Kadıköy’de yürüdüğüm yollar Ortaköy’de yediğim salata, Beşiktaş’ta içtiğim bira. Vapurlar, minibüsler, dolmuşlar, taksiler. Silinecek ne varsa ona dair bende bu şehirden kalan. Unutacak ne kadar sevdiğimi onu.
. Döneceğim elbet. Bambaşka bir şehre girer gibi. Bir mezara girer gibi. Tatsız tuzsuz, güneşsiz gecesiz, baharsız kışsız döneceğim. Onsuz döneceğim bu şehre. Artık varolmayan bir küçük kente yerleştireceğim hiç varolmamış bir sevgiliyi.
. Ah nice şehirler gezdim, ne kadınlar sevdim. Yazık oldu hepsine. Şimdi bir küçük kadının yüzünden ben gideceğim bu şehirden.
(*) Özgür Yılmaz (İzmit dönüşü beyaz şeritleri takip ederken)
İbrahim Tolga ÖzsoyKayıt Tarihi : 18.7.2006 20:50:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Lütfen daha çok deneme yaz Sevgili Tolga. Bambaşka bir tadı var kelimelerin cümlelere dönüşünde. Tebrikler.
TÜM YORUMLAR (1)