Sözüm ona
rüzgârlar düğümlenirdi göğsümde,
Karanlıkta hüznün ağır yürüyüşünü izlerdim sessizce.
Tam o anda çökerdi bir ak güvercinin gölgesi yüreğime,
Bir koku gelse meselâ, uzak bir vadinin kuytusundan,
Bilirdim; o an özlerdin beni.
yollarına sinerdim loş zamanların
İç çekişlerini görmek için.
Ben bir yolcuydum, sense yaralı bir kadın,
Ne zaman yaklaşsam
kaçar giderdin; avuçlayamazdım…
Düşerdi geceler boyu içime yağmur,
Oysa sen sakindin yoksunluğumda.
İsterdim ki tüm saflığınla sevseydin
sende olmak isteyen beni.
Ne zaman bir söz düşse dudaklarımdan,
Sen toplardın, kırmadan, ezmeden.
Ama geri de vermezdin; zalimsin.
Gece çöktüğünde sözcükler yanardı küllerin arasında.
Bir çizgi gibi süzülürdün karanlıktan.
Ağlardın; yaşların damlardı suskunluğuma.
Ve sonra…
Sanki hiç dokunmayacakmışsın gibi
Dokunurdun parmak uçlarıma…
Ay tutulurdu bir köşesinde gecenin,
Yüzün parlar, gölgem durulurdu.
Bir bilsen ne kadar saf ve gülümserdin,
Bir bilsen, utanırdım içimde büyüyen yangından.
Sesini duydukça kahkahalar taşardı düşlerimden.
Her akşam kaderime sen düşerdin.
Seni yazardım sonra silerdim yeniden.
En sahici yanılgımdın sen,
Ve içimde çalan en eski ezgi…
Gelmezdin ama; belki korkardın yaralarımdan.
Ben küçük bir tomurcuktum, senin içinde büyüyen.
Koca bir dev oldum belki de kalbinde,
Gözyaşınla yeşerdim; hep öyle iri.
Sonra seni aldım içime, kırılmasın diye.
Baktım ki sığmayacaksın,
Kıyamadım.
Salıverdim rüzgârlara…
Kayıt Tarihi : 29.03.2026 15:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!