Belki de bir alış,kanlık olmuştun benim için,
Alışmıştım vazgeçemedim,
Su içmeyi ne zaman bırakırsa insan,
İşte o zaman unutacak seni kalbim....
Başka isimlere karışır adın,
“Bahar mevsiminin gelmesiyle yeşilliklere bürünmüştün. Sen 3 Nisan 1937’de adım atarak yürümüştün. Bense dalında eriği, kirazı, yeşilliği görmüştüm. Adım adım ilerliyordun bir il olma yolunda sen Karabük’üm.
Yeşilliklerle çevrili bir dünya olmuştun benim için, senin Sokaklarında yürümeyi öğrenmiştim. Ne büyük mutluluktu benim için. Her tarafın baharla şenlenirdi coşku dolu bir şehirdin sen Karabük’üm.
Demir Çelik fabrikalarının temelinin atılmasıyla birlikte Sanayinin can damarı olmaya güçlü bir aday olmuştun sende insanları çekiyordun. Yavaş yavaş kendine 13 haneyle başladığın bir il olma serüvenine kavuşmuştun sonunda 1995 senesinde.
Şimdi gözlerimi kapatıyorum. Kendimi 2023 yılına ışınlıyorum. Dünyanın üzerinden Karabük’ün Semalarına bakıyorum. Mutluyum. Yaşamak istediğim güzel ilim Karabük’ü görüyorum.
Doğalgaz ve ısı yalıtım sistemlerinin Karabük’e gelmesiyle birlikte tertemiz havasını içime çekiyorum. Baktığım her yeri yemyeşil görüyorum. Güneşin elleriyle ısıttığı bir günde susuyorum. Karabük’ün dağlarından kopup gelen kaynak suyundan bir yudum içiyorum. Ben ne hava kirliliğine ne de su kirliliğine yeniliyorum. Ne de çevre kirliliği ile mücadele ediyorum. Çünkü baktığım her yeri tertemiz görüyorum.
Sonra alıp götürüyor beni Karabük’ün sokakları. Şehir planıyla, hastaneleriyle okullarıyla, evleriyle gözlerimi dolduruyor. Karabük üniversitesi Türkiye’nin bir incisi olarak karşılıyor beni. Karabük 2023 yılında eğitimin ve kültürün başkenti haline geliyor.
Hiçbir şey değişmedi sen gittin gideli,
Ne gün yer değiştirdi ne gece aldı yerini
Bir tek fark oldu güneşim iki taneydi
Bir tanesi yanımda
Biri de hiç değildi
Bulutlar misafir olur gökyüzüne
On çok geç…
Dokuz erken,
Sen dokuz buçukta gel….
Ne geç kal ne erken.
Sevmeye vakit varken…
Gel ki ey sevgili,
İçinden geldiği gibi gül
İçinden geldiği gibi sev
Içinden geldiği gibi konuş
Ancak içinden geldiği gibi gülersen fütursuz olursun
Içinden geldiği gibi seversen kazık yersin
Içinden geldiği gibi konuşursan patavatsıza çıkar adın..
Hayatta şiir yazarak anlatamayacağım bir sevgi varsa,
Anne sevgisidir...
Seni çok seviyorum anne,
İyiki varsın iyiki yanımdasın...
Bütün annelere ve anneme sevgilerimle...
Bilseydiniz karıncanın haksızlığını,
Daha çok severdiniz ağustos böceklerini....
Geceleri ıslak sokaklarda dolaşır gözlerim,
Gözyaşlarını toplarım kaldırımlardan,
Bütün acılarının sahibi ben olmalıydım.
Gittiğin her yere sevgini de getiriyorsun seni bundan daha çok seviyormuşum,
Gittiğin her yere sesini de getiriyormuşsun bundan hep sesini duyuyormuşum boş sofalarda,
Türkçeyi İngilizceyi bütün lisanları sen diye sevmişim var mı ötesi,
Ne bütün diller sensin ne de gittiğim her yerdesin,
Söylesene Anne hangi aşktan ötesin,
Sen bensin ben sen,
Böyle temiz kalmalı insan
Böyle güzel gülmeli
Başka türlüsü olmaz
İçi boşalır insanın yoksa
Onların, senin, benim ve diğerlerinin
Dolmaz ki hiç dolmaz yeri hiçbirinin
ÇARE
Çare hem çaresizliğimin hem çaremin içinde
Gökyüzünden aşağıya bıraktığım umutlarım
Yeryüzüne insin büyüsün gözlerde diye çare
Mis gibi toprak kokusu huzursuzluğa çare
Toprak kokusu yerine savaş boyası koklama diye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!