Dümdüz ve uzunca yolda yürüyorum.
Sağım solum cennet, kırda yazıyorum.
Yolun kenarında beyaz papatyalar,
Verdiği selamı hemen alıyorum..
Göremeyen kör gözler için,
Birde açmış gelincikler, bilmem ki niçin?
Her sene bu mevsim, aynı durakta,
Hazır olda yol gözlüyorlar için için.
Bir baktım atılmış içki şişesi,
Kırılmış toprağın o şen neşesi.
Üç narin gelincik zikre dalmışlar,
"Sübhanallah" imiş kalbin köşesi.
Halden sitem etmez, dimdik dururlar,
Gözümle okşasam onur bulurlar.
Bir beyaz papatya verdi selamı,
Yemyeşil otlarda nikâh kururlar.
Yemyeşil otlarda bir kalabalık,
Şahitler bin çiçek, yüzler aydınlık.
Gökten bir ışık ki her yeri sarar,
Hem ısıtır, hem de karanlık yarar.
Işıtan ne güneş, ne de bir fener,
İlahi bir nurdur, göklerden iner.
Bin papatya birden "evet" der iken,
Hayretle titredim ben seyrederken.
O şişeyi atan eller utansın,
Taş kesmiş yürekler artık uyansın.
Bir kır bahçesinde saklı kâinat,
Dilsiz zerrelerde çınlıyordu hakikat.
Bu uzun yollarda biterken sözüm,
Açıldı bir anda perdeli gözüm.
Kâinat zikreder gelincik ile,
İlahi bu sevda, sığmaz ki dile...
Kayıt Tarihi : 31.05.2026 02:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Kırların ortasında hasretle bekleyen papatya ve gelinciklerin hikayesi..




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!